biophilic design

İnovasyon İçin Gelecek Nesli Hesaba Katmak

Bir önceki blog makalemizin devamı niteliğinde olan bu yazımızda, önceden sıralanan 12 eylem ve yeni nesil çalışanların iş üzerindeki etkisi arasındaki ilişkiye dikkat çekmeyi amaçlıyoruz.

Daha önceki kuşaklardan farklı olarak yeni nesil çalışanlar, iş zincirinin tüm halkaları yararına, işverenlerinden daha fazla talepte bulunmaktadırlar. Farklı jenerasyonları bünyesinde barındıran şirket ve ekiplerde inovasyon, kendine yeni bir sosyal sorumluluk edinmektedir. Artık sadece bir kazanç kapısı anlamına gelmeyen inovasyon, kişisel veya kurumsal bütünlüğü ve hedefleri güçlendirmektedir.

‘‘Gelecek nesil inovasyon sağlayıcılar, gelecek yaratıcı zümredir.’’ – Becky Wang, CEO ve Kurucu Ortak, Crossbeat

Bağımsızlığa, sağlık ve refaha, istikrarlı gelişmeye ve ortak fayda sağlayan etkileşime değer veren bir jenerasyon; sadece sosyal iletişimi değil, aynı zamanda çalışma alanı tasarımını da etkisi altına almaktadır.

İnovasyonun Gerçekleşmesi İçin Fiziki Mekân Yaratmak

Fiziki mekânların ikamet eden sakinler üzerindeki etkisi azımsanmayacak derecede büyüktür. Buna bağlı olarak bir mimar veya tasarımcı, yaratıcılık ve inovasyonu zenginleştirecek fiziki mekânlar yaratma sorumluluğunu asla hafife almamalıdır.

Gürültü yoğunluğu ve gizliliğin ihlali, çalışanların açık-plan ofis tasarımlarından memnuniyetsizliğinin önde gelen sebepleridir. Araştırmalar da göstermektedir ki, açık-plan ofislerde yüz yüze iletişim ve işbirliği daha az olmaktadır.  Çevresel stres; çalışan sağlığı, mutluluğu ve üretkenliği üzerinde kilit bir etmen olduğundan dolayı, tasarımcılar planlama aşamasında bu durumu öngörmelidirler.

Ofis mekânları iş gücü ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde evrim geçirdikçe, tasarımcılar konfor hususunda ekstra değer vermeye başlamışlardır. Biyofilik tasarım araştırması ve WELL Yapı Standartları’nın yükselişi, modern çalışma alanlarının artan teknolojik ihtiyaçlarını dengelemek suretiyle bu argümanı tasdiklemektedir.

İnovasyon; doğası itibariyle anladığımız ancak her zaman kolayca açıklayamadığımız, tanımlaması zor bir kavramdır. İstenilen her koşulda ve zamanda gerçekleşemeyeceği gibi, yaratıcılıkla el ele yürütülmelidir. Fiziksel ve ruhsal uyuşmazlığı ortadan kaldırmak şirketlerin ve tasarımcıların ortak sorumluluğudur: Firmalar için bu sorumluluk, çalışanların yaratım kabiliyetini geliştirmek için kurumsal kültüre odaklanmayı gerektirirken; tasarımcılar ise tamamen besleyici ve ilham verici mekanlar tasarlamakla alakalıdır.

Kaynak: https://blog.interface.com/creativity-innovation-in-the-workplace/

Read more

Threefold Architects’ten Ofis Planlamasına Üretken Yaklaşım: Farklı Aktiviteleri Tek Bünyede Barındıran Duvar Sistemi

Threefold Architects tarafından tasarlanan konut geliştirme şirketi Pocket Living’in Covent Garden, Londra’daki ofisi; 40 metre uzunluğunda, çalışanlara mesken olarak işlev gören ve kamusal/kişisel alanlar arasında geçirgen ve dinamik bir zar rolü gören bir duvar sistemi merkezinde inşa edilmiştir.

Firmanın tasarım odaklı ve uygun bütçeli yaklaşımına uygun olarak gösterişten uzak malzemelerle inşa edilen duvar sistemi; fonksiyonel ve biçimlendirici bir eleman edasında mevcut ofis binasının alışılagelmişin dışındaki geometriye sahip plan şemasını sarmalamaktadır.

 

Duvar boyunca geçirgen yapıyı sağlayan itinayla düzenlenmiş açıklıklar, katmanlandırılmış çalışma alanında ve şehir manzarasını çerçeveleyen gerçek pencereler üzerinde farklı görüş açıları yaratmaktadır. Ofis alanındaki aktiviteler arasında ayrıştırıcı rol gören duvar; aynı zamanda toplantı odaları, dinlenme ve kantin alanları gibi farklı işlevlerde kullanılan mekânları kapsamakta ve çevrelemektedir.

Duvar sistemi farklı mekânlarda geçiş yaptıkça, işlevi de çeşitlilik göstermektedir: Özel toplantı odasında oturma grubuyla başlayıp; esas çalışma alanında geniş depolama alanlarını içererek ve gerek ayrışmış ekip toplantıları gerekse bireysel çalışma için kullanılan mekânlarda ince bir marangozluk örneği göstererek devam edip; tam donanımlı bir mutfak, yemek alanı ve dinlenme odası biçimlendirerek son bulmaktadır.

İskandinav çamından üretilen beyaz lekeli kontrplağın hakim olduğu sistem, uygun maliyetli ve dayanıklı materyallerden faydalanarak kullanıcı için verimli ve uzun ömürlü bir çözüm sunmaktadır. Kontrast yaratan açık gri çelik strüktürden inşa edilen iskelet panel ebatları arasındaki varyasyonu vurgularken; baştaki ahşap kütlesinden nişlerle evirilen alanları ifade eden mat gece mavisi laminat, mutfak tezgâhlarını açığa çıkarmaktadır.

Bu projenin başarısı ise; ekip çalışması ve kültürü üzerinde olumlu etkiye sahip olan işbirlikçi açık çalışma alanlarıyla itinayla tasarlanmış kişisel alanları entegre eden esnek bir ofis yapılanması için büyümeye elverişli, yenilikçi ve çok yönlü bir organizasyon şeması sunmasında yatmaktadır.

Kaynak: https://www.archdaily.com/914265/pocket-living-workspace-threefold-architects

 

Read more

Interface Tarafından Tasarlanan Sürdürülebilirlik ve İnovasyon Üssü

Interface; yeni genel merkezlerini inşa ederken sadece kullanıcıları, tasarımcıları ve çalışanları için değil, aynı zamanda yaşadığımız gezegen için de fayda sağlamayı kendine prensip edinmiştir. Herkes için daha iyi bir gelecek sağlama düşüncesinden yola çıkarak, blog serilerimizde Interface’in global ölçekteki yeni genel merkezlerinin tasarım ve inşa anlamında sürdürülebilirliğe verdiği önceliğe odaklanıyoruz.

Şehrin İçinde Orman

Midtown, Atlanta, ABD’de konumlanan Interface’in yeni genel merkezi, şehrin bitki örtüsünü yeniden canlandırmak gayesiyle aldığı genel merkezlerde ‘yeşil’ bir cephe yaratma kararına bağlı kalıyor. Firmanın ‘Orman Misali Bir Fabrika’ metodolojisine atıfta bulunan binayı yeşil bir cepheyle sarmalama fikri, sürdürülebilirlik ve üretkenlik kapsamında yeni adımlar atmak için yerel ekosisteme ilham kaynağı oluyor.

Binanın Kuzey ve Doğu cephelerini sarmalayan geri dönüşümlü polyester örtü, beyaz renkte transparan bir orman kimliğine bürünüyor. Sonuç ürünü olarak ortaya çıkan ve biyofilik tasarımın kilit noktalarından biri olan çalışma alanlarına doğal ışık alabilme yetisi, aynı zamanda Güneş ışığından kaynaklanan ısıyı düşürerek enerji tasarrufuna katkı sağlıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

En Aza İndirge, Yeniden Kullan, Geri Dönüştür

Interface’in CEO’su Jay Gould, sürdürülebilir yapıların yeniden kullanım ve geri dönüşümle ilişkisini şu sözleriyle ifade ediyor: ‘’En iyi yapı var olan mevcut yapıdır.’’

Inerface; stratejik olarak genel merkezlerini, 1280 W. Peachtree’de konumlanan ve 1950’lerden kalan mevcut ofis binasını  restore ederek birer yeniden kullanım projesine çevirmeye karar verdi.  Günümüzde binalar oldukça ‘yeşil’ ve enerji tasarruflu inşa edilebilmesine rağmen, içerdiği karbon oranı sebebiyle hala yeni yapılanmış bir binanın çevreye verdiği negatif etkileri ortadan kaldırmak 10-80 yıl arası bir süre alıyor.

11 ay süren yenileme projesi kapsamında:

  • 46 ton beton ve 20 ton çelik olmak üzere, depolama sahasından toplanan atıkların %93’ü yeniden değerlendirildi.
  • Yeniden kullanılmaya elverişli 50 parça Atlanta’da bulunan ve kar amacı gütmeyen Bina Yaşam Döngüsü Merkezi’ne bağışlandı.

LEED sertifikasıyla uygulanan yenileme projesi sonrası Merkez Üssü’nün performans verileri, su ve enerji tasarrufu kapsamında planlananları tasdik eder nitelikteydi:

  • Yağmur sularının toplanmasıyla su kullanımında %78 oranında tasarruf edildi.
  • Yönetmeliğe uyumlu binalara kıyasla enerji kullanımında %50 oranında tasarruf edildi.

Binanın barındırdığı önemli bir özellik olarak, içerisinde bulunan geri dönüşüm ve gübreleme santralleri çalışanlara günlük alışkanlıklarının sürdürülebilirlik alanındaki misyonumuza nasıl katkı sağladığını deneyimleme imkânı sunuyor.

 

Kaynak: https://blog.interface.com/en-uk/base-camp-designed-sustainability-innovation/

Read more

Londra Biyofilik Rehberi

Interface’in “Güzel Düşünme” projesi kapsamında hazırladığı Londra Biyofilik Rehberi’ne daha yakından bakıyoruz.

Bu rehber ile şehre özgü ve doğadan ilham alan projeleri keşfetmeye başlayabilirsiniz. Başkentte bulunan biyofilik tasarım yaklaşımlarını vurgulayan rehber, doğadan ilham alan tasarımları örnekleyen çeşitli binaları ve açık alanları bir arada gösteriyor. Küçük şehir parklarından ofislere, mağazalardan otellere doğru uzanan bu keşif rotası size rahatlama ve enerjinizi yenileme fırsatı veriyor.

Rehberde yer alan 22 nokta RIBA Journal okuyucuları tarafından seçildi ve rehber biyofilik tasarım uzmanı Oliver Heath, Open City yöneticisi Rory Olcayto ve Interface küratörlüğünde hazırlandı.

Londra Biyofilik Rehberi‘ni buradan indirebilirsiniz.

Read more

SelgasCano Richard Rogers’ın Eski Ofisini Yeni bir Çalışma Alanına Dönüştürdü

İspnayol mimarlık ofisi SelgasCano daha önceden Richard Rogers’ın ofis olarak kullandığı ve 1960’ların ünlü filmi Blowup çekildiği binayı SecondHome firması için bitkilerle dolu yeni bir çalışma alanına dönüştürdü.

Burası SelgasCano’nun Londra merkezli firma SecondHome için tasarladığı üçüncü proje oldu. Proje girişimciler ve yaratıcı topluluklar için verimli bir çalışma ortamı sağlıyor.

Özel bir geçmişe sahip olan bina, SelgasCano tarafından özenle restore edildi. Önemli detayları korunan binanın çatı katında eski işlevini hatırlatan bir fotoğraf stüdyosu da bulunuyor. Yeni çalışma alanları yaklaşık 600 metrekarelik bir alana yayılıyor. Yapı içerisindeki stüdyolar küçük gruplara ve maksimum 8 kişinin bir arada çalışacağı bir düzene göre tasarlandı.

Yapının içinde 35 ağaç ve birçok küçük bitki yer alıyor. Cam duvarlar özel ofisleri birbirinden ayırıyor ve toplantı salonları zemin katta yer alıyor.

Kaynak: dezeen

Read more

Bir Sürdürülebilir Tasarım Prototipi: Ulusal Singapur Üniversitesi S4DE Binası

Serie Architects ve Multiply Architects birlikte tasarladığı Singapur Üniversitesi S4DE (The School of Design & Environment 4) binası sıfır-enerji tüketen bir yapı. S4DE binası Singapur’daki sıfır-enerji yapılarının ilk örneklerinden.

S4DE binası 1500 metrekareden fazla alana yayılıyor ve içinde stüdyo, atölye, araştırma merkezi, kafe ve kütüphane gibi birimleri barındırıyor. Londra merkezli mimarlık ofisleri Serie Architects ve Multiply Architects tarafından tasarlanan yapı, 2013’te kazanılan bir yarışma sonrasında projelendirildi. 6 katlı ve çok işlevli olan yapı yarışmanın ardından Singapur hükümetiyle ortak yürütülen bir sürec içinde planlandı. Binanın yeşil tasarımı kullancılarını tasarıma, sürdürülebilirliğe ve eğitime teşvik etmeyi hedefliyor.

Projenin esnek tasarımı dış ortamla doğal bir ilişki kurulmasını sağlıyor. Projenin tasarımcıları, kapalı alanları ve geniş terasları birlikte kurguluyor. Merdivenler ve koridorlar doğanın içinde akışkan bir hareket yaratıyor.

Kaynak: dezeen

Read more

Güzel Düşünme: Londra Projesi

Biyofili insanları doğaya yaklaştıran, onların üretkenliklerini arttıran ve iyi hissettiren mekanları tasarlanma disiplinidir. Interface ise mimarlara ve tasarımcılara farklı düşünmeleri, tasarımlarında doğanın gücünü ve biyofilik tasarım kurallarını uygulaması konusunda ilham vermeyi amaçlamaktadır.

Interface, biyofilik tasarımının pozitif etkilerini öne çıkararak dünyayı değiştirecek bir düşünce tarzını birçok insana göstermeyi planlamaktadır – güzel düşünme.

Interface dünyayı güzel düşünce ile değiştirme çalışmasına ilk olarak Londra’dan başlamıştır.

İngiltere’nin başkenti olan Londra’nın en ilham verici biyofilik noktalarını keşfetmek için hazırlanan rehbere aşağıdaki link üzerinden ulaşabilirsiniz.

Londra Biyofilik Rehberi‘ni indirmek için tıklayın.

 

 

Read more

İnsan Doğası-Ofisiniz İçin Elle Ahşap Seçimi Yapan Kişiyle Tanışın

Mark Schild, Steelcase ürünlerinde kullanılan ahşabın malzeme kalitesini ve niteliklerini anlamamız için bize kısa açıklamalarda bulundu. Mark, Steelcase mobilyalarında kullanılan ahşabın seçiminden ve satın almasından sorumlu. Bu sene Steelcase ürünlerinde kullanılan ahşabın yaklaşık %85’i Mark tarafından milyonlarca metrekare arasından seçildi. Kendisi, ürün standartları konusunda uzman ve kullanıcının ne talep ettiğini ne istediğini çok iyi biliyor. Mark için bu bir aile işi. Michigan, Kentwood’daki Steelcase ahşap tesisinde çalışan beş aile üyesinden biri olan Mark ahşaba olan ilgisini şöyle anlatıyor:

“Ahşabı seviyorum. Ahşap tam olarak doğanın bir parçası ve bana çok daha sıcak geliyor. Malzemenin doğal olup olmadığını anlamanız için sadece tırnağınızla bile ona dokunabilirsiniz. Küçük bir test yeterli.”

 

 

 Ahşabı nasıl seçiyorsunuz?

Ormandan ofise uzanan süreçte ahşabın seçimi daima zor ve karmaşık bir iş olmuştur. Ormancı ağaçları keser ve yere hizalar. Daha sonrasında kamyona yüklenen ağaçlar işlenmek üzere atölyeye getirilir ve Mark sürece burada dahil olur. Ağaçların renklerine ve dokularına bakarak onların karakterlerini analiz eder. Çevredeki değişkenlerden etkilenmeden ahşabın doğasını keşfetmek en zor işlerden biridir. Bu süreçte Mark ile birlikte çalışan arkadaşları ahşabın en doğal halini yansıtmak için özel bir kamera ve ışık kaynağı kullanırlar.

Bugünün ahşap trendi nedir?

Mark’a göre bugünün trendi temiz, modern ve açık renkli ahşaplar. 15 sene öncesinde ise koyu ceviz ve kiraz renkleri tercih ediliyordu. İnsanlar artık ahşabın doğal rengini ve onun bütün güzelliğini görmek istiyorlar. Mark’ın işini zorlaştıran ve bir yandan da zevkli kılan kısım bu. Mark bazen müşterilerle birebir olarak iletişime geçiyor ve onların en doğru rengi bulması için onlara yardımcı oluyor.

Beyaz meşe renginin bu sıralar en çok tercih edilen renk olduğunu belirten Mark, bu tür ahşabın sadece ofislerde değil birçok mekanda tercih edildiğini de ekliyor.

Ahşap seçiminde ilişkiler neden önemlidir?

Kalite standartlarına uygun ahşap seçme işi Orman İdare Kurulu ile Steelcase arasında öenmli bağlantıları gerektiriyor. Mark da müşterilerine en kaliteli ürünü sunabilmek için bu ilişkilerin önemine ve güvenlirliğine odaklanıyor ve sözlerini şöyle noktalıyor.

“Müşteriler giderek ne istediğini daha iyi biliyor. Kendileri için en kaliteli ve en özel olanı talep ediyorlar. Ve biz müşterilerimizin beklentilerini karşılıyorsak, hepsi buna değer.”

 

 

 

Read more

Doğadan Tasarım: Biyofilik Tasarım Pratiği – II

Birçok başarılı biyofilik tasarım örneği doğanın niteliklerinden ve özelliklerini kopyalamadan ilham alır. Biyofilik tasarım pratiği, tasarımın içerisindeki farklı stratejilerin doğayla uyumlu olarak yapılı çevreye uygulanmasını içerir.

Doğadan Tasarım: Biyofilik Tasarım Pratiği yazı dizimizin ikinci bölümünde doğayı inşa ettiğimiz yapılı çevrelerde yaşamanın yollarını üç farklı başlık altında inceleyeceğiz. Bu üç farklı başlık altında topladığımız biyofilik tasarıma ait 24 özellik ile mimarlık ve doğanın buluştuğu noktalara daha yakından bakacağız.

DOĞANIN DOĞRUDAN DENEYİMİ

  • Işık
  • Hava
  • Su
  • Bitkiler
  • Hayvanlar
  • Doğa Manzaraları ve Ekosistemler
  • Hava
  • Ateş

DOĞANIN DOLAYLI DENEYİMİ

  • Doğanın Görüntüleri
  • Doğal Malzemeler
  • Doğal Renkler
  • Doğal Işık ve Havayı Taklit Etmek
  • Doğal Şekiller ve Formlar
  • Doğayı Uyarmak
  • Bilgi Zenginliği
  • Zaman, Yaş ve Değişim
  • Doğal Geometriler
  • Biyomimikri

YER ve MEKAN DENEYİMİ

  • Manzara ve Dinlenme
  • Organize Karmaşıklık
  • Parça-Bütün Entegrasyonu
  • Geçiş Mekanları
  • Hareketlilik ve Yönlendirme
  • Kültürel ve ekolojik Yerleştirmeler

 

Read more

Doğadan Tasarım: Biyofilik Tasarım Pratiği – I

Biyofilik tasarımın zorluğu, çağdaş yapı, peyzaj ve iç mimarinin mevcut eksikliklerini yapılı çevrede doğanın yararlı deneyimi için yeni bir çerçeve başlatarak ele almaktır. Biyofilik tasarım, bir biyolojik organizma olarak insanlara, modern yapılarda ve konstrüksiyonlarda sağlığı, zindeliği ve esenliği arttıran iyi bir habitat oluşturmakla ilgilidir. Doğadan Tasarım: Biyofilik Tasarım Pratiği yazı dizimizin ilk halkasında başarılı bir biyofilik tasarımın gerekliliklerini ele alacağız.

Başarılı bir biyofilik tasarım uygulaması, devamlı olarak birtakım temel hedef ve ilkelere bağlı olmayı gerektirir. Bu ilkeler etkili bir biyofilik tasarım pratiğinin temel şartlarını temsil eder:

  1. Biyofilik tasarım doğa ile tekrar eden ve sürdürülebilir bir bağlılıkta olmalıdır.
  2. Biyofilik tasarım, insanlığın doğal dünyaya adaptasyonuna odaklanır ve evrimsel zaman içinde insanların sağlıklarını ve zindeliğini geliştirir.
  3. Biyofilik tasarım belirli ortamlara ve mekanlara olan duygusal bağı vurgular.
  4. Biyofilik tasarım, insanları ve doğayı içerecek şekilde topluluk anlayışımızı genişleten, insanlar ve doğa arasındaki pozitif etkileşimi teşvik eder.
  5. Biyofilik tasarım ekolojik olarak bağlı, karşılıklı güçlendirici ve entegre tasarım çözümlerini teşvik eder.
Read more