architecture

Yeni İş. Yeni Kurallar.

Hiper-işbirliğinin ekip çalışmasını ve ‘ben’i nasıl yeniden tanımladığı üzerine…

En iyi iş yerlerinin, ekibin kolektif ihtiyaçlarını desteklerken, aynı zamanda bireylerin ihtiyaçlarını da besleyecek şekilde tasarlanması gerekiyor. ‘Yöneticinin sana ne dediğini unut!’ mottosuyla yeni iş yapma biçimlerini aktardığımız yazımızın özeti şöyle: “Takım”da bir “Ben” var.

Neden takımlar? Neden şimdi?
Hız, karmaşıklık, yapı bozumu; hayatta kalmak ve büyümek için şirketlerin her gün başa çıkması gereken şeyler bunlar. Şirketler yenilik yapmak zorundalar – ve bu da yeni bir işbirlikçi ekip türünü besleyen bir kültürü gerektiriyor. Takım halinde çalışan insanlar daha hızlı inovasyon yapar, daha iyi sonuçlar elde eder ve daha yüksek iş memnuniyeti bildirirler. Aslında, işyerinde işbirliğini teşvik eden şirketlerin yüksek performans gösterme olasılıkları beş kat daha fazla ve daha karlı bir tablo çiziyor.

Buna karşılık, takımlar her zamankinden daha hızlı hareket etme baskısı altında. En yüksek performanslı takımlarda durum farklı. İşleri hakkında çok az şey geçmişte yaptıklarını andırıyor. Bu yeni ekipler sürekli işbirliği yapıyor. Günleri, hızlı bir yineleme döngüsünde çalışan, hiç bitmeyen bir bilgi ve fikir alışverişiyle dolu. Görevleri birbirine bağımlı ve projeleri akıcı bir nitelik sergiliyor.

Peki bu yeni ekip çalışması her zaman yaptığımızdan farklı mı? Yüzme takımı ile basketbol takımı arasındaki farkı düşünün. Yüzücüler kendi şeritlerinde kalırlar, ancak basketbol oyuncuları sürekli etkileşimde bulunur ve geçiş yaparlar, kazanmak için birbirlerine güvenirler. Bugün takımların da bunu yapması gerekiyor – hızlı bir akışa sahip olmak, ekip üyeleri arasında zıplamak, birbirlerinin fikirlerini yineleyerek geliştirmek gerekiyor. İşin ilerlemesini sağlamak için herkes sorumluluk alımak ön koşul.

Yeni Bir İş Türü
Günümüzde birçok ekip, çalışmalarını yapılandırmak için tasarım düşüncesi metodolojilerini ve çevik davranışları benimsemekteler. Faaliyetlerini ve davranışlarını anlayarak, bu ekiplerin yeni şekillerde çalışmasına yardımcı olacak alanlar tasarlamak mümkün.

Tasarım Odaklı Düşünme
Yaratıcı problem çözme için bir metodoloji öneren tasarım odaklı düşünme yaklaşımı fiziksel ve bilişsel olarak aktif olmayı yapısında barındırıyor. Ekipler, atölye çalışmaları ve beyin fırtınası yapmak, duvarları ve yazı tahtalarını içerikle doldurmak ve fikirlerini paylaşmak için bir araya geliyorlar. Ekip üyeleri birlikte oturarak iletişimde kalıyorlar ve daha hızlı çalışıyorlar. Ayrıca, odaklanmak, bilgileri özümsemek ve kendi fikirlerini işlemek için gruptan çekilme anlarına ihtiyaç duyuyorlar. Yapılan işler bağlamında çalışanlar, ayakta duruyorlar, oturuyorlar, çiziyorlar, malzemeleri ve nesneleri hareket ettiriyorlar. Yapılan işi dinamik ve hızlı kılan da bu işleyişin kendisi.

Çevik
Çevik, yazılım geliştirmeden elde edilen süreç odaklı bir metot olarak hayatımıza girdi ve şimdi hız, esneklik ve müşteri odaklılığını geliştirmek için birçok endüstri tarafından kullanılmakta. Çevik ekipler, çalışmalarını hızlı bir şekilde yürütülmelerine, ilerlemenin izlenmesine ve iş akışını yeniden düzenlemelerine yardımcı olacak bir dizi faaliyet yapılandırmaktalar. Uygulamaları günlük standup toplantıları, çift tabanlı çalışmalar, sprint incelemeleri ve sprint retrospektiflerini içermekte. Bu ekipler sürekli olarak çalışma modları arasında geçiş yaparak, gerektiğinde tek başına ya da birlikte çalışmaktalar.

kaynak: https://www.steelcase.com/teams/

Read more

Tasarımda Biyomimikri Üzerine

Biyolojiden esinlenen mimari malzemeler, kendilerine pazarda her geçen gün daha geniş yer buluyor. ArchDaily’de yayınlanan bir makalede duyurulduğuna göre, tasarımcılardan ve biyologlardan oluşan bir girişim olan bioMason firması, ortam sıcaklıklarında yaşayan bir bakteri tarafından yetiştirilen bir tuğla geliştirdiğini bildirdi. Bu buluş, tuğlanın pişme aşamasının, son derece yoğun enerji gerektiren kirletici sürecini elimine ediyor. Doğayı taklit etme, ondan yola çıkarak bir ürüne ulaşma süreci gibi tanımlanabilecek olan biomimicry ile, tasarımcının kılavuzluğunda canlılarla ve doğayla uyumlu üretimler gerçekleşebilir.

Ancak Interface tasarımcısı Oakey’e göre, bir tasarımcının benzer farkındalıklara ulaşmak için bir biyolog olması gerekmez. “Biyoloji geçmişim yok; ilhamlarım kendi dış mekan deneyimlerimden geliyor” diyor Oakey. “Dışarı çıkın ve çevrenize dikkatlice bakın. Bir kez bu gözü geliştirdiyseniz, her yerde ilham göreceksiniz.”

Biyomimetik mimari programlama ve materyallerin giderek daha doğa-kökenli hale gelmesiyle birlikte, çevre dostu bir bina yaratmaya dair umut artıyor. Peki ya iç tasarım? Biyomimikri, ürün ölçeğinde neye benziyor? Nasıl var olabiliyor? Oakey, dünyanın ilk biyomimetik halı döşemesi Entropy™’yi Interface için yarattı. Benzersiz bir şey yaratmak için bir ormandaki zemin örtüsünü inceledi. Entropy, döşeme endüstrisinde devrim yarattı, çünkü ilk defa rastgele, yönsüz desenleri ve renk tonlarıyla bir halı karosu imal ediliyordu. Yönlü olmayan model aynı zamanda, sadece %1.5 kurulum atığı oluşturarak büyük tasarruflar sağladı. Başka bir deyişle, geleneksel ürün serilerinden neredeyse %50 daha az atık oluşturuyor Entropy.

Biyomimetik çılgınlığı hızla yayılacak gibi görünüyor. İklim değişikliği ve çevresel bozulma, dünyanın nihayet dikkat etmeye başladığı ciddi sorunlar. Tasarımcılar ve mimarlar bu tasarım yöntemini zamanında benimserse, kalıcı ve etkili bir değişim yaratma konusunda gerçek bir şans var olabilir. Biyomimikri içinde hala yenilikçiliğe de yer var. Doğada var olanla, çağdaş oluşumların bir araya gelmesiyle insanoğlu sonunda, varlığını çevresine saygı duyabildiği bir algoritmada yaşatabilir.

Read more

Bir Mekanı “İyi Tasarlanmış” Yapan Nedir?

Bu sorunun birden fazla cevabı var. İş yerinde verimin yüksek olmasını sağlayan mekan mı iyi tasarlanmıştır? Ya da kullanıcılarının sağlıklı bir çevrede var olabilmelerine olanak sağlayanı mı? İhtiyaçları karşılayan çözümlerin ekonomik olması mı “iyi bir tasarım” ortaya koyar yoksa?

Günün sonunda, bir iç mekanın amacı, o mekanın fonksiyonunu karşılayabilmek ve kullanıcının anlamlı şekillerde etkileşim kurmasına yardım etmektir. Bunu yapmanın bir yolu ise, beş temel duyuyu harekete geçiren alanlar tasarlamaktır: görme, ses, dokunma, koku ve tat.

Bireyler olarak, duyularımızla bilgi alır ve algılarız (algı). Sonra, bu bilgiyi bizim realitemizi şekillendiren anlayışımıza (bilişe) işleriz. Büyümekte olan bir çocukken, çevremizdekileri görmek, dokunmak, koklamak, tatmak ve dinlemek gibi yöntemlerle, dünyayı “anlamaya” çalışıyorduk. Beynimizde oluşan çoklu duyusal bağlantılar, yetişkin bir bireyde de aynı şekilde anlam ve hafıza yaratmayı sağlar.

Duyularımızı tekil olarak düşünmemize rağmen, beş duyu esasen birlikte çalışırlar. İnsanlar objeleri ve mekanları, görmenin yanı sıra ses ve dokunuşla da algılıyorlar. İnsanlar, titreşimleri hissederek ve hareketleri gözlemleyerek de sesleri tecrübe ediyorlar. Ne kadar çok duyuyla deneyimlersek mekanı, bir ana, nesneye, uzaya o kadar güçlü bir şekilde bağlanırız. Sonuç olarak, yaşadığımız ve çalıştığımız yerlerde tasarım parametrelerini düşünürken, duyusal deneyimi de dahil etmek mekanın niteliklerine büyük katkı sağlayacaktır.

İyi aydınlatılmış, renkleri, dokuları görünür kılan, zeminden tavana malzeme seçiminde düşünülerek seçim yapılmış, doğru havalandırma sistemleriyle temiz hava sunabilen mekanlar tasarlamak, hem insan sağlığı hem de üretilen tasarımın niteliği anlamında büyük önem arz ediyor.

Read more

Konforlu ve Verimli Ofisler Nasıl Tasarlanır -2

“Konforlu ve Verimli Ofisler Nasıl Tasarlanır” sorusunun yanıtlarını aradığımız yazı dizimizin 2. bölümünde ortak kullanım alanlarına odaklanıyoruz.

Jump Space

‘Jump Space’, gün içinde çok kısa bir süre için kullanılan, etkinlikler arasındaki geçişleri desteklemek için kolay erişilebilir konumda olan çalışma alanlarıdır. Bu nedenle, ‘peyzaj’ içinde yüksek insan akışı olan veya hareketli kavşaklara yakın yerlerde bulunurlar. ‘Jump Space’, farklı birimlerden veya başka türlü karşılaşmayan ekiplerden insanları birbirine bağlamaya yardımcı olabilir. Rahat koltuklar ve farklı yüksekliklerde masalar ile yapılandırılabilir.

 

Group Work: Clubhouse

Clubhouse’, genellikle uzun vadeli bir proje için görevlendirilen bir takıma ait olan bir çalışma alanıdır. Çeşitli sabit, mobil, kişisel ve uzak teknolojiler kullanarak insanların görevler ve etkinlikler arasında kolayca ve sezgisel olarak hareket etmelerini sağlayan, çeşitli bireysel ve grup çalışma noktalarından oluşan ‘Clubhouse’, içindeki yakınlığı ve kişisel kimliği koruyarak, verimliliği arttırmaya yardımcı olarak ve devam eden işi göstermek ve paylaşmak için geniş yüzeyler sunar. Bu yapılandırma sınırları tanımlamıştır, ancak görsel erişim için geçirgenliği vardır.


Cove

‘Cove’, bireysel iş noktalarının veya ortak alanların yakınında bulunan ve insanların kısa bir süre boyunca buluşmalarını ve bağlantı kurmalarını sağlayan küçük alanlardır. Katılımcıların etrafındakileri rahatsız etmek istemediği küçük ve hızlı toplantılar için idealdir. Bu nedenle, ‘Cove’ ofisin geri kalanını rahatsız etmemek için yeterli bölümlere sahip olmalıdır ve ayrıca sabit veya kişisel teknolojiler için bağlantılar yoluyla uzak katılımcıları dahil etme olasılığı göz önünde bulundurulmalıdır. Bu alanlar genellikle birbirine yakın çalışan kişiler tarafından kullanılır.

Workshop

Workshop’, insanların yeni fikirler üretmek ve çalışmalarını artırmak için birlikte çalışması için ideal ortamı sağlar. Yeni eserleri görmek ve yaratmak için analog ve dijital yüzeylere ve araçlara kolay erişim olanaklarına sahip olmalıdır. Bu alanlarda insanlar fiziksel olarak bulunmasalar bile kolayca görebilir ve duyabilirler. Farklı mobil mobilya çeşitliliği dağılımı ve gruplandırılması, insanların çalışma alanı için en uygun olanı seçmelerine ve düzenlemelerine izin verirken, yeterli dolaşım alanı hareketi teşvik eder. https://www.archdaily.com/923422/how-to-design-comfortable-and-efficient-offices-individual-workspaces

Read more

Konforlu ve Verimli Ofisler Nasıl Tasarlanır -1

Çalışma deneyimize ilişkin her şey hızlıca değişirken sizlere “Konforlu ve Verimli Ofisler Nasıl Tasarlanır” sorusunun yanıtlarını arayan bir yazı dizisi hazırladık.

Birçok insanın çalışma şekli değişti, ancak çoğu ofis hiçbir mekânsal arayışa girmeden aynılığını korumaya devam ediyor. Yenilikçiliğin her duvarı yıkmak ve oyun alanı yaratmak anlamına gelmediği gerçeğini cebimize koyarak şunu unutmamalıyız ki bir ofisin tasarımında, her iş türünün ihtiyaçları ve detayları ayrı olarak dikkate alınmalıdır. Her işleve özel, alanları düzenlemek için daha iyi ve daha kötü yollar vardır ki kimi yapılandırmalar belirli etkinlikler için işe yararken diğerleri için anlamsız sonuçlar doğurabilir. En önemli husus, çalışma alanlarının konsantrasyon ve odak için boşluk sağlarken etkileşime izin vermesidir. Ofiste geçirdiğimiz bir gün boyunca farklı yerlere otururuz; konsantrasyon arar, konuşur, toplantılara katılır ve yeni fikirleri tartışırız. Alanın yapılandırması kadar iş verimliliği için de konfor çok önemlidir. Aydınlatma, sıcaklık, gürültü, masa yüksekliği ve koltuk konforu bu denklemin bir parçasıdır. Kendini rahat hissetmeyen bir kişi, çalışmaları hakkında düşünmek yerine, rahatsızlıklarının nedenini düşünüyor olacaktır.

 

Geleceğin ofisleri, inovasyonu ve uygulamayı yürüten yetenekleri çekmeli, teşvik etmeli ve elinde tutmalıdır ve aynı zamanda her şirketin stratejisini hayata geçirmesi çok önemlidir. Ofis çalışma alanlarının, meslektaşlarla paylaşılan çalışmalarla manevi bir bağlantıyı kolaylaştırmak, üretkenliği ve verimliliği artırmak için bir platform oluşturmak ve doğal bir insan etkileşimi ve yaratma deneyimini teşvik etmek için tasarlanması önemlidir.

Herman Miller, karmaşık günlük aktiviteleri ve değişen iş çözümü ihtiyaçlarını anlamaya dayanan bir dizi ürün geliştirmiştir. “Living Office” adı verilen bu güncel anket, insanların herhangi bir ofiste ve herhangi bir işyerinde gerçekleştirdikleri 10 ortak etkinliğin analizi üzerinedir. Ofis projelerini tasarlamanıza yardımcı olacak bu iki bölümlü rehberin alt başlıkları şöyledir: ‘Bireysel Çalışma’, ‘Grup Çalışması’, ‘Fikirlerin Sunumu ve Tartışılması’ ve ‘İş ve Çatışma’.

Bireysel Çalışma: Haven
Haven, kapalı bir oda, ev ofisi veya duvarları bölerek korunan bir alan olabilir. Bu alan dikkatinizi dağıtmadan konsantre bir şekilde çalışabileceğiniz ama aynı zamanda rahatlayabileceğiniz bir barınak olarak çalışıyor. Kullanım amacına bağlı olarak, bu konfigürasyon bir çalışma yüzeyi ve ergonomik bir koltuk sunduğu gibi daha rahat bir görünüm sağlar. Teknolojinin ve diğer araçların kişisel kullanımı için uygun bir değerlendirme sağlamanın yanı sıra, ‘çalışma alanının’ ortasında ortak bir barınak bulunabilir.

Hive

Genel olarak, ‘Hive’, birkaç kişinin uyumlu, bireysel ve işbirliği içinde çalışabileceği bir ortam sağlayan bir grup iş istasyonudur ve verimliliği artırmak için ortak alandan yararlanır. Yapılandırması bireysel çalışma noktaları ve ergonomik koltuklardan oluşan bir kombinasyon sunar. Mekansal bölünmelerdeki farklılıklar, depolama alanlarının sayısı ve limitleri, mekanın karakterini ve geliştirilecek işi tanımlar. Diğer ergonomik hususlar, sabit ve ayarlanabilir teknolojilerin yerleştirilmesini içerebilir.

Read more

Steelcase’den Depolama Sistemlerine Yeni Bir Soluk: Lockers Collection

Steelcase geliştirdiği Lockers Collection ile yeni doğan ofis anlayışına ve değişen depolama ihtiyaçlarına yenilikçi bir çözüm getiriyor. Bu koleksiyon, iş hayatındaki dinamiklerin bireysel yaratım sürecinden toplu yaratım sürecine kaymasıyla beraber, çoğunlukla ortak alanları merkez alan, aynı anda bireysel ve ekip çalışmasına ev sahipliği yapan mekânsal bir oluşuma işaret ediyor.

Yenilenen Ofis Algısını Şekillendirin

Günümüzde depolama ünitelerinin işlevi sadece muhafaza etmenin çok daha ötesine gidiyor. İster tek bir kişi tarafından sahiplenilsin, ister toplu bir çalışma alanında konuşlandırılsın; Lockers Collection’ın özgün çizgisi kişisel depolama, mahremiyet ve mekânsal bölünme kavramlarına yeni bir boyut kazandırıyor. Bilgi paylaşımını görünür kılarak işbirliğini teşvik eden ve ortak kullanıma açık alanlar yaratarak ekip üyeleri arasındaki bağı güçlendiren bu sistem, ofis atmosferinin bütününde çok yönlü bir araç olarak hizmet veriyor.

Ofise Yayılan Çok Yönlülük

Lockers Collection’ın geniş seçenek sunan yelpazesi, ofis içinde kullanıcıların her türlü ihtiyacını karşılıyor. Ebatlardaki çeşitlilik, küçük kişisel eşyalardan bagaj ve kıyafete kadar her şeyi depolamaya imkân tanırken; farklı yükseklik ve endeki varyasyonlar açık plan düzeninde mekânsal bölünmeyi mümkün kılıyor.

Depolama ünitelerinin yüzeyine beyaz yazı tahtası ekleyebilme seçeneği, ofis sakinlerine ekipleriyle bilgi paylaşımı yapabilecekleri ve spontane işbirlikleri doğurma potansiyeline sahip bir mekan sunuyor. Koleksiyon hem hareketli hem yerleşik çalışanlar için bir merkez yaratarak, şahsi eşyalarının güvenliğinden ziyade işlerine odaklanmalarına şans veriyor.

Kişiye Özel Depolama Üniteleri

Geniş materyal seçkisi sizlere markanızı ve kurum kültürünüzü ifade etme özgürlüğü tanıyor. Çeşitli renklerde melamin, metal ve dokuma malzeme seçeneklerine sahip koleksiyon, her türlü estetik anlayışına uyum sağlıyor.

Farklı Kilit Seçenekleri

Lockers Collection, klasik anahtarlı sistemlerden, daha ileri düzeyde RFID, tuş takımlı ve çevirmeli sistemlere kadar pek çok farklı kilitleme seçeneği sunuyor. Anahtarsız kilitler kullanım ve erişim kolaylığına sahipken, acil durumlar için ana anahtar ve batarya yedeği ile gelişmiş yönetim olanakları sağlıyor.

FONKSİYONEL ÇEŞİTLİLİK SUNAN UYGULAMALAR

Hareketli Çalışanlar

Lockers Collection hareketli çalışanların mekana hızlıca yerleşmesine ve adapte olmasına izin verirken, şahsi eşyalarını depolayabilecekleri ve gönül rahatlığıyla bırakabilecekleri bir alan temin ediyor.

Atanmış Hareketli Çalışanlar

Tahsis edilmiş depolama üniteleri, ofis boyunca hareket halinde olan çalışanlara kişisel eşyalarını depolamaları için daha fazla ihtiyaç duydukları alanlar sunarak, mekânın diğer göçebe çalışanlar için açık kalmasına müsaade ediyor.

Yerleşik Çalışanlar

Geniş depolama üniteleri giysiler, spor çantaları ve yeme içme araçları için elverişli alanlar içerirken, ofis sakinlerine işe bağlı ve organize kalmalarına imkan veriyor.

İşbirliği

Koleksiyon, çalışanlara beraber yaratabilecekleri alanlar sağlıyor. Yüzeyleri beyaz yazı tahtası veya raptiyeyle not iliştirilmeye müsait kumaşlarla kaplanan üniteler işbirliğini teşvik ederken, öte yandan değerli depolama alanları tedarik ediyor.

Mekânsal Bölünme

Lockers Collection özelleşmiş bölgeler, toplantı alanları, ekip bölgeleri ve yeniden canlandırılmış mekânlar yaratarak, odaklanmaya çalışanlar için bir sınır görevi gördüğü gibi; mekân tanımlamaları yaparak ekiplere aidiyet hissiyatı veriyor.

Ekip Depolaması

Ekip üyelerinin ortak kullanımına açık depolama alanları, zaman tasarrufunun yanında projelerin de organize edilmesine katkı sağlıyor.

Kaynak: https://www.klassis.com/wp-content/uploads/2019/06/Lockers.pdf

 

 

Read more

İnovasyon İçin Gelecek Nesli Hesaba Katmak

Bir önceki blog makalemizin devamı niteliğinde olan bu yazımızda, önceden sıralanan 12 eylem ve yeni nesil çalışanların iş üzerindeki etkisi arasındaki ilişkiye dikkat çekmeyi amaçlıyoruz.

Daha önceki kuşaklardan farklı olarak yeni nesil çalışanlar, iş zincirinin tüm halkaları yararına, işverenlerinden daha fazla talepte bulunmaktadırlar. Farklı jenerasyonları bünyesinde barındıran şirket ve ekiplerde inovasyon, kendine yeni bir sosyal sorumluluk edinmektedir. Artık sadece bir kazanç kapısı anlamına gelmeyen inovasyon, kişisel veya kurumsal bütünlüğü ve hedefleri güçlendirmektedir.

‘‘Gelecek nesil inovasyon sağlayıcılar, gelecek yaratıcı zümredir.’’ – Becky Wang, CEO ve Kurucu Ortak, Crossbeat

Bağımsızlığa, sağlık ve refaha, istikrarlı gelişmeye ve ortak fayda sağlayan etkileşime değer veren bir jenerasyon; sadece sosyal iletişimi değil, aynı zamanda çalışma alanı tasarımını da etkisi altına almaktadır.

İnovasyonun Gerçekleşmesi İçin Fiziki Mekân Yaratmak

Fiziki mekânların ikamet eden sakinler üzerindeki etkisi azımsanmayacak derecede büyüktür. Buna bağlı olarak bir mimar veya tasarımcı, yaratıcılık ve inovasyonu zenginleştirecek fiziki mekânlar yaratma sorumluluğunu asla hafife almamalıdır.

Gürültü yoğunluğu ve gizliliğin ihlali, çalışanların açık-plan ofis tasarımlarından memnuniyetsizliğinin önde gelen sebepleridir. Araştırmalar da göstermektedir ki, açık-plan ofislerde yüz yüze iletişim ve işbirliği daha az olmaktadır.  Çevresel stres; çalışan sağlığı, mutluluğu ve üretkenliği üzerinde kilit bir etmen olduğundan dolayı, tasarımcılar planlama aşamasında bu durumu öngörmelidirler.

Ofis mekânları iş gücü ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde evrim geçirdikçe, tasarımcılar konfor hususunda ekstra değer vermeye başlamışlardır. Biyofilik tasarım araştırması ve WELL Yapı Standartları’nın yükselişi, modern çalışma alanlarının artan teknolojik ihtiyaçlarını dengelemek suretiyle bu argümanı tasdiklemektedir.

İnovasyon; doğası itibariyle anladığımız ancak her zaman kolayca açıklayamadığımız, tanımlaması zor bir kavramdır. İstenilen her koşulda ve zamanda gerçekleşemeyeceği gibi, yaratıcılıkla el ele yürütülmelidir. Fiziksel ve ruhsal uyuşmazlığı ortadan kaldırmak şirketlerin ve tasarımcıların ortak sorumluluğudur: Firmalar için bu sorumluluk, çalışanların yaratım kabiliyetini geliştirmek için kurumsal kültüre odaklanmayı gerektirirken; tasarımcılar ise tamamen besleyici ve ilham verici mekanlar tasarlamakla alakalıdır.

Kaynak: https://blog.interface.com/creativity-innovation-in-the-workplace/

Read more

Threefold Architects’ten Ofis Planlamasına Üretken Yaklaşım: Farklı Aktiviteleri Tek Bünyede Barındıran Duvar Sistemi

Threefold Architects tarafından tasarlanan konut geliştirme şirketi Pocket Living’in Covent Garden, Londra’daki ofisi; 40 metre uzunluğunda, çalışanlara mesken olarak işlev gören ve kamusal/kişisel alanlar arasında geçirgen ve dinamik bir zar rolü gören bir duvar sistemi merkezinde inşa edilmiştir.

Firmanın tasarım odaklı ve uygun bütçeli yaklaşımına uygun olarak gösterişten uzak malzemelerle inşa edilen duvar sistemi; fonksiyonel ve biçimlendirici bir eleman edasında mevcut ofis binasının alışılagelmişin dışındaki geometriye sahip plan şemasını sarmalamaktadır.

 

Duvar boyunca geçirgen yapıyı sağlayan itinayla düzenlenmiş açıklıklar, katmanlandırılmış çalışma alanında ve şehir manzarasını çerçeveleyen gerçek pencereler üzerinde farklı görüş açıları yaratmaktadır. Ofis alanındaki aktiviteler arasında ayrıştırıcı rol gören duvar; aynı zamanda toplantı odaları, dinlenme ve kantin alanları gibi farklı işlevlerde kullanılan mekânları kapsamakta ve çevrelemektedir.

Duvar sistemi farklı mekânlarda geçiş yaptıkça, işlevi de çeşitlilik göstermektedir: Özel toplantı odasında oturma grubuyla başlayıp; esas çalışma alanında geniş depolama alanlarını içererek ve gerek ayrışmış ekip toplantıları gerekse bireysel çalışma için kullanılan mekânlarda ince bir marangozluk örneği göstererek devam edip; tam donanımlı bir mutfak, yemek alanı ve dinlenme odası biçimlendirerek son bulmaktadır.

İskandinav çamından üretilen beyaz lekeli kontrplağın hakim olduğu sistem, uygun maliyetli ve dayanıklı materyallerden faydalanarak kullanıcı için verimli ve uzun ömürlü bir çözüm sunmaktadır. Kontrast yaratan açık gri çelik strüktürden inşa edilen iskelet panel ebatları arasındaki varyasyonu vurgularken; baştaki ahşap kütlesinden nişlerle evirilen alanları ifade eden mat gece mavisi laminat, mutfak tezgâhlarını açığa çıkarmaktadır.

Bu projenin başarısı ise; ekip çalışması ve kültürü üzerinde olumlu etkiye sahip olan işbirlikçi açık çalışma alanlarıyla itinayla tasarlanmış kişisel alanları entegre eden esnek bir ofis yapılanması için büyümeye elverişli, yenilikçi ve çok yönlü bir organizasyon şeması sunmasında yatmaktadır.

Kaynak: https://www.archdaily.com/914265/pocket-living-workspace-threefold-architects

 

Read more

Steelcase’den Ofislerinizde Kişisel Alanlar Yaratan Akustik Çözüm: Officebricks Acoustic Pods

Steelcase tasarımı Officebricks Acoustic Pods, çalışma alanları içerisinde yüksek ses yalıtımına sahip modüler kapsül sistemleriyle cezbedici kişisel alanlar yaratıyor.

İş Yerinde Arzulanan Mahremiyet

Günümüzde çalışma alanlarında yaygınlık gösteren açık plan anlayışıyla beraber gelen kapalı ve kişisel alanlara duyulan ihtiyaç giderek artıyor. Dünya üzerinde 30’dan fazla müşteriyle yürütülen araştırma sonuçlarına dayanarak Steelcase; duyulan ihtiyaçlara, ofis içindeki programlanmaya ve arzu edilen organizasyon düzenine göre 1:6 ile 1:10 oranları arasında değişen kişisel özel alanlara yer verilmesini öneriyor. Officebricks Akustik Kapsülleri çalışanlara arzu ettikleri kişisel alanları sunarak kalabalık insan topluluklarına hizmet eden mekânlarda en üst seviyede ses yalıtımı sağlıyor.

Konsantre Ol, Tercihini Yap ve Kontrol Et

Steelcase ve Microsoft işbirliğiyle 2017’de yapılan araştırmaya göre, çalışanların %85’i konsantre olmakta güçlük çektiğini belirtirken, %86’sı ise üzerinde çalıştıkları görev tanımından hareketle nerede ve nasıl çalışmak istedikleri hakkında seçim ve kontrol haklarının olmamasından şikâyet ediyor.

Akıllı Tasarım

Officebricks Akustik Kapsülleri’nin montajı herhangi bir delme, yapıştırıcıyla birleştirme ve vidalama işlemine ihtiyaç duyulmadan hızlı ve kolay bir şekilde gerçekleştirilebiliyor. Söküm aşaması ise ofis alanının yeniden düzenlenmesine ve yerleşimine imkân tanıyarak kusursuz bir şekilde halledilebiliyor. ‘On Air’ işareti çalışanlara kapsülün aktif olduğunu belirterek gizliliğin korunmasına katkı sağlıyor.

Akustik Konforunuz için Tasarlandı

Lamine emniyet camı ve akıllı tuğla sistemlerinden imal edilen Officebricks Akustik Kapsülleri çift yönlü bir ses yalıtımı sağlıyor. Dış mekândaki sesler içeriye ulaşmazken, içerideki sesler ise dışarıya sızmadan görüşmeler gizliliğini koruyor. Düşük gürültülü havalandırma sistemi ise akustik konforunuza zarar vermeden sağlıklı bir iklim ve keyifli bir atmosfer yaratılmasına yardımcı oluyor.

İş tanımı, görev sorumluluğu ve yaratıcılık merkezinde yürütülen ‘mahremiyet’ odaklı araştırmadan hareketle Steelcase; iş yerinizin yerleşim planına bağlı kalarak akustik konforunuzu artırmak amacıyla kilit tasarım prensiplerini bünyesinde barındıran farklı planlama yaklaşımları tanımlıyor. Doğru düzenleme biçiminin seçimi uygulanacak kuruluşun iş kültürü, iş gücü hareketlilik düzeyi, iş takip süreci, protokolleri ve mevcut gayrimenkul yatırımları gibi farklı etmenlere bağlı olarak değişkenlik gösteriyor.

Yüksek Performans Garantisi

Avrupa menşeili bileşenleriyle Almanya’da üretilen kapsüller; sensör aktivasyonlu ve düşük gürültülü havalandırma sisteminin yanında 35 dB üzeri akustik performansıyla kendi muadilleri arasında piyasanın zirvesinde bulunuyor.

 

Read more

İş Yerinde İnovatif Sistemler

İş Yerinde İnovatif Sistemler

Interface tarafından tasarlanan Merkez Üssü’nü konu alan blog yazımızın devamı niteliğinde olan bu yazımızda projenin sürdürülebilirlik ve inovasyon kapsamında sunduğu diğer gelişmelere değiniyoruz. Binanın inşasındaki karbon oranıyla verdiği mücadelenin yanında, Merkez Üssü projesi aynı zamanda süregelen su kullanımıyla ilgili de yeni çözüm önerileri getiriyor. Çatıda biriken yağmur sularını toplayan 15,000 galon hacmindeki yeraltı su tankı, her yıl 100,00 galon su depolama performansına sahip. İşlenebilir nitelikte olup içilmeye müsait olmayan su, sifon armatürlerine aktarılmak veya çatıdaki yeşil alanları sulamak gibi farklı işlevlerde kullanılıyor.

Geliştirdiği yeni teknolojisiyle enerji tasarrufu kapsamında sektöre önemli bir ivme kazandıran HVAC soğutulmuş kiriş sistemleri de Merkez Üssü’nde inovasyon amaçlı kullanılan sistemler arasında yer alıyor. ABD’de henüz yaygın olmayan bu sistem, yüksek sıcaklıkta nem kontrolü sağlayarak kullanıcı konforunu artırmak gibi pek çok avantaj sunuyor. İlaveten, daha az kurulum alanı gerektirdiği için yüksek tavan aralıklarına ve daha geniş depolama alanları elde etmeye olanak tanıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Integral Group bünyesindeki Integral Consulting Engineering, the Atlanta Studio yöneticilerinden Stanton Stafford, Interface ile yaptıkları işbirliğini şöyle özetliyor: ‘’ Interface ile çalışırken, yeni genel merkezlerinin kurumsal kimlik kapsamında sürdürülebilirlik alanında taşıdıkları lider çizgilerini yansıtmasını odak noktamız edindik.’’  Stafford, Interface ile ortaklaşa güttükleri çalışma prensiplerini detaylandırmaya devam ediyor: ‘’Geliştirdiğimiz çözümler çerçevesinde Interface ekibinin beklentileri ekonomik gerekçelerden fazlasını içeriyordu. Enerji ve su tüketimi analizlerini takiben, su toplama tankı ve soğutulmuş kiriş sistemleri gibi firmanın hedefleri doğrultusunda fayda sağlayacak seçimler yaptık.’’

Yeşile Geçiş

Çevre bilinci gelişmiş bir çalışma alanı yaratma prensibi çalışanlarına ve ziyaretçilerine farklı ulaşım opsiyonları sunmayı da beraberinde getiriyor. Interface yeni lokasyonunu toplu taşıma araçlarına (MARTA) oldukça yakın bir mesafede konumlandırarak, daha konforlu bir bisiklet sürme deneyimi için depolama alanları ve duş üniteleri gibi diğer imkânları da sunuyor. Çalışanlar ve ziyaretçiler de bu durumu fırsata çevirerek toplu taşımanın genel merkeze yakınlığından faydalanıyor.

İnsanların ve Gezegenin Yararına

Interface, kendi genel merkezleri ve müşterileri için tasarladığı diğer binalarda olduğu gibi, Merkez Üssü projesinde de pozitif mekânlar yaratma misyonundan ödün vermiyor. LEED Platinum sertifikası ve WELL standartlarını karşılamayı hedef edinen yeni genel merkez, sürdürülebilirlik hassasiyetini ve çalışan konforunu entegre ederek tek bünyede topluyor.

Yeşil binaların derecelendirilmesinde Dünya çapında en yaygın kullanılan sistem olan LEED;  insanların, yaşadığımız gezegenin ve ticari kuruluşların ortak yararı için, binaları kaynak verimliliği, performans yüksekliği, sağlık koşulları ve maliyet etkinliği hususlarında onaylayan bir değerlendirme mekanizması görevini üstleniyor. WELL standartları ise sağlık koşullarını daha bütüncül bir yaklaşımla ele alarak, insan sağlığı konusunda gelişmeler kaydetmek için tasarım, işleyiş ve çalışma tarzı hususlarını ehlileştirmeyi amaçlıyor.

Çeşitli zorluklarla ve kısıtlamalarla karşılaşmasına karşın, Merkez Üssü projesi yenileme kapsamında yaptığı bilinçli seçimlerle LEED ve WELL standartlarını karşılamayı başarıyor. Örneğin, toplu taşımaya yakın mesafede olmak LEED kıstaslarını desteklerken, beraberinde getirdiği gürültü problemi WELL standartları için sorun teşkil ediyor. Bu çelişkili durumun üstesinden gelmek için, Interface kalın camlarla yalıtılmış dış cephesiyle binanın akustik ihtiyaçlarına cevap veriyor.

JLL, Perkins+Will, MSTSD ve Parkside Partners gibi firmalarla yaptığı  ortaklık sonucu Interface, sürdürebilirlik ve sağlık doğrultusundaki hedeflerinde başarıya ulaşırken, aynı zamanda çalışanları ve müşterilerinin fayda sağladığı fonksiyonel bir mekan elde ediyor.

Temel İlkelere Dönüş

2015 yılında Interface, sürdürülebilirlik doğrultusundaki hedeflerini üretim fazından ileriye taşımak için konsept bazında fikirler üretmeye odaklandı. Merkez Üssü projesi ise geçmişte temelleri atılan sürdürülebilirlik ekseninde çalışanlara, partnerlere ve ziyaretçilere ithaf edilmiş bu idealin hayat bulmuş hali olarak karşımıza çıkıyor. Arka planında uzun yıllardır planlanan bir odak noktası taşıyan bu proje, Interface’in yaşadığımız gezegeni yenileme ve daha yaşanılabilir bir hayat kurgulama farkındalığının altını çiziyor.

Bu doğrultuda Interface, gelecekte de çevresel dönüşümde farklılıklar yaratmak ve faydalı bir iz bırakmak adına endüstriyel bazda sağladığı olanaklarla sürdürülebilirlik eksenindeki çalışmalarını perçinlemeye devam edeceğinin sinyallerini veriyor.

Read more