design

Yeni İş. Yeni Kurallar.

Hiper-işbirliğinin ekip çalışmasını ve ‘ben’i nasıl yeniden tanımladığı üzerine…

En iyi iş yerlerinin, ekibin kolektif ihtiyaçlarını desteklerken, aynı zamanda bireylerin ihtiyaçlarını da besleyecek şekilde tasarlanması gerekiyor. ‘Yöneticinin sana ne dediğini unut!’ mottosuyla yeni iş yapma biçimlerini aktardığımız yazımızın özeti şöyle: “Takım”da bir “Ben” var.

Neden takımlar? Neden şimdi?
Hız, karmaşıklık, yapı bozumu; hayatta kalmak ve büyümek için şirketlerin her gün başa çıkması gereken şeyler bunlar. Şirketler yenilik yapmak zorundalar – ve bu da yeni bir işbirlikçi ekip türünü besleyen bir kültürü gerektiriyor. Takım halinde çalışan insanlar daha hızlı inovasyon yapar, daha iyi sonuçlar elde eder ve daha yüksek iş memnuniyeti bildirirler. Aslında, işyerinde işbirliğini teşvik eden şirketlerin yüksek performans gösterme olasılıkları beş kat daha fazla ve daha karlı bir tablo çiziyor.

Buna karşılık, takımlar her zamankinden daha hızlı hareket etme baskısı altında. En yüksek performanslı takımlarda durum farklı. İşleri hakkında çok az şey geçmişte yaptıklarını andırıyor. Bu yeni ekipler sürekli işbirliği yapıyor. Günleri, hızlı bir yineleme döngüsünde çalışan, hiç bitmeyen bir bilgi ve fikir alışverişiyle dolu. Görevleri birbirine bağımlı ve projeleri akıcı bir nitelik sergiliyor.

Peki bu yeni ekip çalışması her zaman yaptığımızdan farklı mı? Yüzme takımı ile basketbol takımı arasındaki farkı düşünün. Yüzücüler kendi şeritlerinde kalırlar, ancak basketbol oyuncuları sürekli etkileşimde bulunur ve geçiş yaparlar, kazanmak için birbirlerine güvenirler. Bugün takımların da bunu yapması gerekiyor – hızlı bir akışa sahip olmak, ekip üyeleri arasında zıplamak, birbirlerinin fikirlerini yineleyerek geliştirmek gerekiyor. İşin ilerlemesini sağlamak için herkes sorumluluk alımak ön koşul.

Yeni Bir İş Türü
Günümüzde birçok ekip, çalışmalarını yapılandırmak için tasarım düşüncesi metodolojilerini ve çevik davranışları benimsemekteler. Faaliyetlerini ve davranışlarını anlayarak, bu ekiplerin yeni şekillerde çalışmasına yardımcı olacak alanlar tasarlamak mümkün.

Tasarım Odaklı Düşünme
Yaratıcı problem çözme için bir metodoloji öneren tasarım odaklı düşünme yaklaşımı fiziksel ve bilişsel olarak aktif olmayı yapısında barındırıyor. Ekipler, atölye çalışmaları ve beyin fırtınası yapmak, duvarları ve yazı tahtalarını içerikle doldurmak ve fikirlerini paylaşmak için bir araya geliyorlar. Ekip üyeleri birlikte oturarak iletişimde kalıyorlar ve daha hızlı çalışıyorlar. Ayrıca, odaklanmak, bilgileri özümsemek ve kendi fikirlerini işlemek için gruptan çekilme anlarına ihtiyaç duyuyorlar. Yapılan işler bağlamında çalışanlar, ayakta duruyorlar, oturuyorlar, çiziyorlar, malzemeleri ve nesneleri hareket ettiriyorlar. Yapılan işi dinamik ve hızlı kılan da bu işleyişin kendisi.

Çevik
Çevik, yazılım geliştirmeden elde edilen süreç odaklı bir metot olarak hayatımıza girdi ve şimdi hız, esneklik ve müşteri odaklılığını geliştirmek için birçok endüstri tarafından kullanılmakta. Çevik ekipler, çalışmalarını hızlı bir şekilde yürütülmelerine, ilerlemenin izlenmesine ve iş akışını yeniden düzenlemelerine yardımcı olacak bir dizi faaliyet yapılandırmaktalar. Uygulamaları günlük standup toplantıları, çift tabanlı çalışmalar, sprint incelemeleri ve sprint retrospektiflerini içermekte. Bu ekipler sürekli olarak çalışma modları arasında geçiş yaparak, gerektiğinde tek başına ya da birlikte çalışmaktalar.

kaynak: https://www.steelcase.com/teams/

Read more

Konforlu ve Verimli Ofisler Nasıl Tasarlanır -2

“Konforlu ve Verimli Ofisler Nasıl Tasarlanır” sorusunun yanıtlarını aradığımız yazı dizimizin 2. bölümünde ortak kullanım alanlarına odaklanıyoruz.

Jump Space

‘Jump Space’, gün içinde çok kısa bir süre için kullanılan, etkinlikler arasındaki geçişleri desteklemek için kolay erişilebilir konumda olan çalışma alanlarıdır. Bu nedenle, ‘peyzaj’ içinde yüksek insan akışı olan veya hareketli kavşaklara yakın yerlerde bulunurlar. ‘Jump Space’, farklı birimlerden veya başka türlü karşılaşmayan ekiplerden insanları birbirine bağlamaya yardımcı olabilir. Rahat koltuklar ve farklı yüksekliklerde masalar ile yapılandırılabilir.

 

Group Work: Clubhouse

Clubhouse’, genellikle uzun vadeli bir proje için görevlendirilen bir takıma ait olan bir çalışma alanıdır. Çeşitli sabit, mobil, kişisel ve uzak teknolojiler kullanarak insanların görevler ve etkinlikler arasında kolayca ve sezgisel olarak hareket etmelerini sağlayan, çeşitli bireysel ve grup çalışma noktalarından oluşan ‘Clubhouse’, içindeki yakınlığı ve kişisel kimliği koruyarak, verimliliği arttırmaya yardımcı olarak ve devam eden işi göstermek ve paylaşmak için geniş yüzeyler sunar. Bu yapılandırma sınırları tanımlamıştır, ancak görsel erişim için geçirgenliği vardır.


Cove

‘Cove’, bireysel iş noktalarının veya ortak alanların yakınında bulunan ve insanların kısa bir süre boyunca buluşmalarını ve bağlantı kurmalarını sağlayan küçük alanlardır. Katılımcıların etrafındakileri rahatsız etmek istemediği küçük ve hızlı toplantılar için idealdir. Bu nedenle, ‘Cove’ ofisin geri kalanını rahatsız etmemek için yeterli bölümlere sahip olmalıdır ve ayrıca sabit veya kişisel teknolojiler için bağlantılar yoluyla uzak katılımcıları dahil etme olasılığı göz önünde bulundurulmalıdır. Bu alanlar genellikle birbirine yakın çalışan kişiler tarafından kullanılır.

Workshop

Workshop’, insanların yeni fikirler üretmek ve çalışmalarını artırmak için birlikte çalışması için ideal ortamı sağlar. Yeni eserleri görmek ve yaratmak için analog ve dijital yüzeylere ve araçlara kolay erişim olanaklarına sahip olmalıdır. Bu alanlarda insanlar fiziksel olarak bulunmasalar bile kolayca görebilir ve duyabilirler. Farklı mobil mobilya çeşitliliği dağılımı ve gruplandırılması, insanların çalışma alanı için en uygun olanı seçmelerine ve düzenlemelerine izin verirken, yeterli dolaşım alanı hareketi teşvik eder. https://www.archdaily.com/923422/how-to-design-comfortable-and-efficient-offices-individual-workspaces

Read more

Her Karışım Bir Uyumdur!

Dünya çapında modüler zemin döşemeleri ve sürdürülebilirlik alanlarında lider konumda olan Interface’in son koleksiyonu Look Both Ways™ tasarımcılara; modern beton ve mozaik döşeme estetiğini, lüks vinil karo (LVT) ve karo halının akustik, bakım ve performans özellikleriyle bir araya getirme olanağı sunuyor.

Ürün Tasarımı Başkan Yardımcısı Kari Pei ve ekibi tarafından yaratılan Look Both Ways, birbirini tamamlayan doku ve desenleri çiftli kombinasyonlarla kullanmaya imkân tanıyor. Sert zeminler ve yumuşak materyalleri, farklı karakterdeki hareketli veya sakin tasarımlarla tek bünyede toplayan koleksiyon, madenlerden ilham alan renklerle canlı tonlar arasında dengeleyici bir rol oynuyor.

Sert ve yumuşak zeminler arasında pürüzsüz bir geçiş sağlayan ve rahatlıkla bütünleşen bir tasarım anlayışını ön plana çıkaran Look Both Ways, tasarımcısı Pei tarafından şöyle tanımlanıyor: “Oyma efektlerinin ve konfeti motiflerinin özgün yorumu sayesinde koleksiyon, beton ve mozaiğe yeni bir soluk getiriyor. Mutluluğu ve odaklanmayı teşvik eden bir renk ve doku çeşitliliği barındıran Look Both Ways, birçok zemin döşemesi alternatifine kıyasla daha çok ses emilimi sağlıyor. Sert zeminlerden yumuşak zeminlere, tüylü yüzeylerden düz yüzeylere, desenli dokulardan tek renkli tasarımlara uzanan pek çok kombinasyon sunan koleksiyon; yürüdüğünüz zeminden çok daha fazlasını vadederek, sizleri iki kez düşünmeye sevk ediyor.’’

Birlikte Güçlenen Kusursuz İkili: LVT ve Karo Halı

Look Both Ways, insanların gerçekleştirdiği aktivitelerin etkisi ve bunların kentsel yaşama ait desen, doku ve estetik algısı gibi öğelerle etkileşimi üzerine derinlemesine bir keşfe çıkıyor. Koleksiyonun her bir parçası tek başına güçlü bir etkiye sahipken, birbirine entegre edildiğinde ise dinamik ve dönüşebilir mekanlar yaratıyor. Koleksiyonun her biri 50×50 cm ebadında olan LVT ve karo halı ürünleri; Interface’in modüler zemin sistemlerinin genelinde olduğu gibi, herhangi bir geçiş profiline ihtiyaç duymadan kolaylıkla ve verimli bir şekilde yan yana döşenerek, bütünleşmiş bir yüzey elde edilmesine yardımcı oluyor. Dördü karo halı, dördü LVT olmak üzere toplamda sekiz üründen oluşan Look Both Ways koleksiyonu; desen, doku ve renk skalasında sunduğu çeşitlilikle sınırsız sayıda tasarım kombinasyonunu mümkün kılıyor.

Geri dönüşümlü naylondan imal edilen karo halı ürünleriyle Look Both Ways, çevreye salınan sıfır karbon ayak iziyle tasarımda esneklik sağlıyor. Bütün Interface ürünlerinde olduğu gibi, Look Both Ways’in her bir parçası da tamamen ‘carbon neutral’ özellik gösteriyor.
Look Both Ways’in tasarımcısı Pei, koleksiyonun öne çıkan yanlarını şu sözleriyle vurguluyor: “Yaratıcı bir fikir ve fonksiyonun tasarımla buluşması sonucu Look Both Ways, sonsuz varyasyonla işleyen ve kullanıcılarını memnun eden bir mekân yaratılmasına katkıda bulunuyor. Koleksiyon, doğal ve sentetik materyalleri alışılmadık ve çarpıcı kombinasyonlarla bir araya getiriyor. Malzemenin özüne ve ağırbaşlılığına işaret eden tek parça dokular ile keyifli renk seçkisiyle hareketlenen konfeti motifleri bir araya gelerek, birlikte rahatlıkla çalışan sınırsız sert ve yumuşak zemin kombinasyonları yaratıyor.’’

Read more

Konforlu ve Verimli Ofisler Nasıl Tasarlanır -1

Çalışma deneyimize ilişkin her şey hızlıca değişirken sizlere “Konforlu ve Verimli Ofisler Nasıl Tasarlanır” sorusunun yanıtlarını arayan bir yazı dizisi hazırladık.

Birçok insanın çalışma şekli değişti, ancak çoğu ofis hiçbir mekânsal arayışa girmeden aynılığını korumaya devam ediyor. Yenilikçiliğin her duvarı yıkmak ve oyun alanı yaratmak anlamına gelmediği gerçeğini cebimize koyarak şunu unutmamalıyız ki bir ofisin tasarımında, her iş türünün ihtiyaçları ve detayları ayrı olarak dikkate alınmalıdır. Her işleve özel, alanları düzenlemek için daha iyi ve daha kötü yollar vardır ki kimi yapılandırmalar belirli etkinlikler için işe yararken diğerleri için anlamsız sonuçlar doğurabilir. En önemli husus, çalışma alanlarının konsantrasyon ve odak için boşluk sağlarken etkileşime izin vermesidir. Ofiste geçirdiğimiz bir gün boyunca farklı yerlere otururuz; konsantrasyon arar, konuşur, toplantılara katılır ve yeni fikirleri tartışırız. Alanın yapılandırması kadar iş verimliliği için de konfor çok önemlidir. Aydınlatma, sıcaklık, gürültü, masa yüksekliği ve koltuk konforu bu denklemin bir parçasıdır. Kendini rahat hissetmeyen bir kişi, çalışmaları hakkında düşünmek yerine, rahatsızlıklarının nedenini düşünüyor olacaktır.

 

Geleceğin ofisleri, inovasyonu ve uygulamayı yürüten yetenekleri çekmeli, teşvik etmeli ve elinde tutmalıdır ve aynı zamanda her şirketin stratejisini hayata geçirmesi çok önemlidir. Ofis çalışma alanlarının, meslektaşlarla paylaşılan çalışmalarla manevi bir bağlantıyı kolaylaştırmak, üretkenliği ve verimliliği artırmak için bir platform oluşturmak ve doğal bir insan etkileşimi ve yaratma deneyimini teşvik etmek için tasarlanması önemlidir.

Herman Miller, karmaşık günlük aktiviteleri ve değişen iş çözümü ihtiyaçlarını anlamaya dayanan bir dizi ürün geliştirmiştir. “Living Office” adı verilen bu güncel anket, insanların herhangi bir ofiste ve herhangi bir işyerinde gerçekleştirdikleri 10 ortak etkinliğin analizi üzerinedir. Ofis projelerini tasarlamanıza yardımcı olacak bu iki bölümlü rehberin alt başlıkları şöyledir: ‘Bireysel Çalışma’, ‘Grup Çalışması’, ‘Fikirlerin Sunumu ve Tartışılması’ ve ‘İş ve Çatışma’.

Bireysel Çalışma: Haven
Haven, kapalı bir oda, ev ofisi veya duvarları bölerek korunan bir alan olabilir. Bu alan dikkatinizi dağıtmadan konsantre bir şekilde çalışabileceğiniz ama aynı zamanda rahatlayabileceğiniz bir barınak olarak çalışıyor. Kullanım amacına bağlı olarak, bu konfigürasyon bir çalışma yüzeyi ve ergonomik bir koltuk sunduğu gibi daha rahat bir görünüm sağlar. Teknolojinin ve diğer araçların kişisel kullanımı için uygun bir değerlendirme sağlamanın yanı sıra, ‘çalışma alanının’ ortasında ortak bir barınak bulunabilir.

Hive

Genel olarak, ‘Hive’, birkaç kişinin uyumlu, bireysel ve işbirliği içinde çalışabileceği bir ortam sağlayan bir grup iş istasyonudur ve verimliliği artırmak için ortak alandan yararlanır. Yapılandırması bireysel çalışma noktaları ve ergonomik koltuklardan oluşan bir kombinasyon sunar. Mekansal bölünmelerdeki farklılıklar, depolama alanlarının sayısı ve limitleri, mekanın karakterini ve geliştirilecek işi tanımlar. Diğer ergonomik hususlar, sabit ve ayarlanabilir teknolojilerin yerleştirilmesini içerebilir.

Read more

Açık Ofis Tasarımı İçin Ses Yalıtım Önerileri

İş hayatında açık ofis anlayışı hakim olduğu sürece, gürültü problemi de var olmaya devam ediyor. Bu sebepten ötürü modern çalışma alanlarının tasarımında kurumsal tasarımcılar ve şartname belirleyiciler, gürültü seviyesini ve çalışanların bireysel alanlara duyduğu ihtiyacı dikkate almalıdır.

Interface tarafından 2019 yılında düzenlenen ‘What’s That Sound?’ isimli Çalışma Alanı Akustik Araştırması’na göre, gürültülü ofis ortamları stres ve huzursuzluk düzeyinde ciddi bir artışa sebep oluyor. Araştırmaya katılanların %50’sinin verdiği yanıta göre, gürültü seviyesi çalışan adaylarının bir işi kabul etmesinde önemli bir etkiyi sahip.

Peki gürültü probleminin altında yatan esas sebep nedir? Bu sorunun temel kaynağı yüksek oranla ofis tasarımındaki zayıflıklardan geliyor.

Açık ofis planı anlayışının ardında yatan esas gaye işbirliğini teşvik etmek olsa da, Harvard Business School tarafından yapılan bir araştırma gösteriyor ki, bu düzenleme biçimi ustaca tasarlanmadığı vakit çalışan üretkenliğini ve işbirliğini negatif yönde etkileyebiliyor. Interface’in akustik araştırmasının sonuçlarına göre, Dünya üzerindeki çalışanların yaklaşık üçte biri (%32) açık bir ortamda kendilerine tahsis edilen bir masada veya iş istasyonunda çalışıyor. Fakat tüm katılımcıların yalnızca %31’i, işverenlerinin telefon konuşmaları ve birebir görüşmeler için kendilerine özel alanlar sağladıklarını belirtiyor.

Gürültüyle ilgili endişeleri ortadan kaldırmak adına işbirliğinin önünü kesmek, fayda sağlayacak bir çözüm değildir. Bunun yerine tasarımcılar, çalışanların farklı ihtiyaçlarına ve çalışma biçimlerine uyum gösterecek ve materyal seçimiyle ses yalıtımını hesaba katacak ofisler tasarlamalıdır.

Kaynak: https://blog.interface.com/sound-advice-open-office-design/

Read more

Steelcase’den Depolama Sistemlerine Yeni Bir Soluk: Lockers Collection

Steelcase geliştirdiği Lockers Collection ile yeni doğan ofis anlayışına ve değişen depolama ihtiyaçlarına yenilikçi bir çözüm getiriyor. Bu koleksiyon, iş hayatındaki dinamiklerin bireysel yaratım sürecinden toplu yaratım sürecine kaymasıyla beraber, çoğunlukla ortak alanları merkez alan, aynı anda bireysel ve ekip çalışmasına ev sahipliği yapan mekânsal bir oluşuma işaret ediyor.

Yenilenen Ofis Algısını Şekillendirin

Günümüzde depolama ünitelerinin işlevi sadece muhafaza etmenin çok daha ötesine gidiyor. İster tek bir kişi tarafından sahiplenilsin, ister toplu bir çalışma alanında konuşlandırılsın; Lockers Collection’ın özgün çizgisi kişisel depolama, mahremiyet ve mekânsal bölünme kavramlarına yeni bir boyut kazandırıyor. Bilgi paylaşımını görünür kılarak işbirliğini teşvik eden ve ortak kullanıma açık alanlar yaratarak ekip üyeleri arasındaki bağı güçlendiren bu sistem, ofis atmosferinin bütününde çok yönlü bir araç olarak hizmet veriyor.

Ofise Yayılan Çok Yönlülük

Lockers Collection’ın geniş seçenek sunan yelpazesi, ofis içinde kullanıcıların her türlü ihtiyacını karşılıyor. Ebatlardaki çeşitlilik, küçük kişisel eşyalardan bagaj ve kıyafete kadar her şeyi depolamaya imkân tanırken; farklı yükseklik ve endeki varyasyonlar açık plan düzeninde mekânsal bölünmeyi mümkün kılıyor.

Depolama ünitelerinin yüzeyine beyaz yazı tahtası ekleyebilme seçeneği, ofis sakinlerine ekipleriyle bilgi paylaşımı yapabilecekleri ve spontane işbirlikleri doğurma potansiyeline sahip bir mekan sunuyor. Koleksiyon hem hareketli hem yerleşik çalışanlar için bir merkez yaratarak, şahsi eşyalarının güvenliğinden ziyade işlerine odaklanmalarına şans veriyor.

Kişiye Özel Depolama Üniteleri

Geniş materyal seçkisi sizlere markanızı ve kurum kültürünüzü ifade etme özgürlüğü tanıyor. Çeşitli renklerde melamin, metal ve dokuma malzeme seçeneklerine sahip koleksiyon, her türlü estetik anlayışına uyum sağlıyor.

Farklı Kilit Seçenekleri

Lockers Collection, klasik anahtarlı sistemlerden, daha ileri düzeyde RFID, tuş takımlı ve çevirmeli sistemlere kadar pek çok farklı kilitleme seçeneği sunuyor. Anahtarsız kilitler kullanım ve erişim kolaylığına sahipken, acil durumlar için ana anahtar ve batarya yedeği ile gelişmiş yönetim olanakları sağlıyor.

FONKSİYONEL ÇEŞİTLİLİK SUNAN UYGULAMALAR

Hareketli Çalışanlar

Lockers Collection hareketli çalışanların mekana hızlıca yerleşmesine ve adapte olmasına izin verirken, şahsi eşyalarını depolayabilecekleri ve gönül rahatlığıyla bırakabilecekleri bir alan temin ediyor.

Atanmış Hareketli Çalışanlar

Tahsis edilmiş depolama üniteleri, ofis boyunca hareket halinde olan çalışanlara kişisel eşyalarını depolamaları için daha fazla ihtiyaç duydukları alanlar sunarak, mekânın diğer göçebe çalışanlar için açık kalmasına müsaade ediyor.

Yerleşik Çalışanlar

Geniş depolama üniteleri giysiler, spor çantaları ve yeme içme araçları için elverişli alanlar içerirken, ofis sakinlerine işe bağlı ve organize kalmalarına imkan veriyor.

İşbirliği

Koleksiyon, çalışanlara beraber yaratabilecekleri alanlar sağlıyor. Yüzeyleri beyaz yazı tahtası veya raptiyeyle not iliştirilmeye müsait kumaşlarla kaplanan üniteler işbirliğini teşvik ederken, öte yandan değerli depolama alanları tedarik ediyor.

Mekânsal Bölünme

Lockers Collection özelleşmiş bölgeler, toplantı alanları, ekip bölgeleri ve yeniden canlandırılmış mekânlar yaratarak, odaklanmaya çalışanlar için bir sınır görevi gördüğü gibi; mekân tanımlamaları yaparak ekiplere aidiyet hissiyatı veriyor.

Ekip Depolaması

Ekip üyelerinin ortak kullanımına açık depolama alanları, zaman tasarrufunun yanında projelerin de organize edilmesine katkı sağlıyor.

Kaynak: https://www.klassis.com/wp-content/uploads/2019/06/Lockers.pdf

 

 

Read more

Çalışma Alanında Yaratıcılık ve İnovasyon Nasıl Teşvik Edilir?

İnovasyon ne demektir? İnovatif olmak ne anlama gelir?

Interior Design ve Interface ev sahipliğinde düzenlenen İnovasyon Konferansı’nın açılışında katılımcı konuşmacılar; inovasyonun perakende satış, kuruluşlar ve sürdürülebilirlik bazında nasıl etki gücüne sahip olduğu konusunda kendi bakış açılarını paylaştılar. (Tüm günün özeti için, Interior Design’ın tam kapsamlı etkinlik haberine göz atabilirsiniz.)

Peki, günün en önemli çıkarımlarından biri neydi? İnovasyon ancak yaratıcı düşünceye müsaade eden fiziksel ve psikolojik bir mekân tasarladığınızda gerçekleşir.

Tasarım Odaklı Düşünme Modelini Alt Üst Etmek

Problem çözme ve inovasyon için popüler bir  çalışma çerçevesi çizen tasarım odaklı düşünce, beş aşamalı süreciyle tasarımcılara problemleri sistematik bir şekilde ele almalarına olanak tanımaktadır.

Yüzyıldan fazladır şirket mirası olarak zamana adapte olmayı ve yenilenmeyi benimsemiş IBM gibi firmalar, tasarım odaklı düşünceyi bir adım öteye götürmüşlerdir.  IBM’i bu misyonu edinmeye iten IBM Tasarım Odaklı Düşünce Sistemi veya başka deyişle  ‘girişimci düşünce’, tasarımcıları görevler arası ekiplerin içine dahil ederek, tasarım odaklı düşünceyi Dünya çapında uygulandığı ekipler üzerinde evrensel yaklaşım haline getirmeyi amaçlamaktadır.

‘‘IBM bizim üzerinde çalıştığımız şeyi değiştirdi, şimdi ise bizler nasıl çalıştığımızı değiştirmeye çalışıyoruz. Problemlerin kendilerinin uyarlandığı gibi, bizim problemleri çözme yollarımız da uyarlanmalıdır.’’ – Seth Johnson, IBM Tasarım Programı Direktörü

Girişimci tasarım odaklı düşünce, normal tasarım odaklı düşünce sürecini ‘gözlemle, yap, yansıt’ döngüsüne sadeleştirmektedir.

Standart tasarım odaklı düşüncenin doğrusal çerçevesinden ziyade; IBM’in girişimci modeli ekiplere sürecin ihtiyaç duyulan noktasından başlama şansı vererek, daha verimli ve inovatif çalışma düzeni yaratmaktadır.

Tasarım Odaklı Düşünce Kuruluşlarda Nasıl Var Olacak?

IBM bugün bulunduğu konuma nasıl geldi? Bu sorunun cevabı IBM’in yarattığı, yaratıcılığı teşvik eden ve ‘kavramsal çeşitliliği’ destekleyen kültürün altında yatıyor.

Peki diğer kuruluşlar IBM’in bu yaklaşımını nasıl uygulayabilir? İş yerinde güven ve işbirliğini odak edinerek, yönetici koçu ve Innovators + Influencers kurucusu Michael O. Cooper, şirketlerin bu amaca ulaşmak için uygulaması gereken adımları şöyle sıralıyor:

  1. Psikolojik güveni sağlayın.
  2. Kavramsal çeşitlilik üreten ekipler yaratın.
  3. Kurum içinde yüksek düzeyde güven kültürü inşa edin.
  4. Çalışanlara bağımsız yetkiler verin. Merak ve deneyimleme duygularını teşvik ederek, bir sebebe dayalı olmak üzere yapılan hataların arkasında durun.
  5. Kaliteli işleri ve gösterilen çabayı takdir edin.
  6. İş sıralaması oluşturmak için zaman ve çaba harcayın. Sadece e-posta yoluyla il planını takip edemezsiniz.
  7. İşbirliğini beslemek adına çalışanlara işlerini yapmalarını için ihtiyaç duydukları bilgileri sağlayın.
  8. Bürokrasiyi azaltın ve mümkünse ortadan kaldırın.
  9. Yeterli kaynakları ve zamanı yaratın.
  10. Ekseriyetle destek, rehberlik ve geri bildirim sağlayın.
  11. Mekân ve zaman kavramlarını yakınsak ve ıraksak düşünce için elverişli hale getirin.
  12. Daha ilgi çekici işler bulun veya yaptığınız işi daha ilginç kılmanın yollarını araştırın.

Bu husustaki anahtar nokta, dıştan gelen inovasyonun içten gelen yaratıcılık tarafından yönetildiğidir. Şirketlerin ayak uydurması gereken ise, çalışanlarına yaratıcılıklarını ortaya koymalarına müsaade etmek ve işlerine anlam katabilmeleri için psikolojik açıdan ideal karakterde bir mekân yaratmaktır.

Kaynak: https://blog.interface.com/en-uk/creativity-innovation-in-the-workplace/

 

 

 

Read more

Steelcase’den Ofislerinizde Kişisel Alanlar Yaratan Akustik Çözüm: Officebricks Acoustic Pods

Steelcase tasarımı Officebricks Acoustic Pods, çalışma alanları içerisinde yüksek ses yalıtımına sahip modüler kapsül sistemleriyle cezbedici kişisel alanlar yaratıyor.

İş Yerinde Arzulanan Mahremiyet

Günümüzde çalışma alanlarında yaygınlık gösteren açık plan anlayışıyla beraber gelen kapalı ve kişisel alanlara duyulan ihtiyaç giderek artıyor. Dünya üzerinde 30’dan fazla müşteriyle yürütülen araştırma sonuçlarına dayanarak Steelcase; duyulan ihtiyaçlara, ofis içindeki programlanmaya ve arzu edilen organizasyon düzenine göre 1:6 ile 1:10 oranları arasında değişen kişisel özel alanlara yer verilmesini öneriyor. Officebricks Akustik Kapsülleri çalışanlara arzu ettikleri kişisel alanları sunarak kalabalık insan topluluklarına hizmet eden mekânlarda en üst seviyede ses yalıtımı sağlıyor.

Konsantre Ol, Tercihini Yap ve Kontrol Et

Steelcase ve Microsoft işbirliğiyle 2017’de yapılan araştırmaya göre, çalışanların %85’i konsantre olmakta güçlük çektiğini belirtirken, %86’sı ise üzerinde çalıştıkları görev tanımından hareketle nerede ve nasıl çalışmak istedikleri hakkında seçim ve kontrol haklarının olmamasından şikâyet ediyor.

Akıllı Tasarım

Officebricks Akustik Kapsülleri’nin montajı herhangi bir delme, yapıştırıcıyla birleştirme ve vidalama işlemine ihtiyaç duyulmadan hızlı ve kolay bir şekilde gerçekleştirilebiliyor. Söküm aşaması ise ofis alanının yeniden düzenlenmesine ve yerleşimine imkân tanıyarak kusursuz bir şekilde halledilebiliyor. ‘On Air’ işareti çalışanlara kapsülün aktif olduğunu belirterek gizliliğin korunmasına katkı sağlıyor.

Akustik Konforunuz için Tasarlandı

Lamine emniyet camı ve akıllı tuğla sistemlerinden imal edilen Officebricks Akustik Kapsülleri çift yönlü bir ses yalıtımı sağlıyor. Dış mekândaki sesler içeriye ulaşmazken, içerideki sesler ise dışarıya sızmadan görüşmeler gizliliğini koruyor. Düşük gürültülü havalandırma sistemi ise akustik konforunuza zarar vermeden sağlıklı bir iklim ve keyifli bir atmosfer yaratılmasına yardımcı oluyor.

İş tanımı, görev sorumluluğu ve yaratıcılık merkezinde yürütülen ‘mahremiyet’ odaklı araştırmadan hareketle Steelcase; iş yerinizin yerleşim planına bağlı kalarak akustik konforunuzu artırmak amacıyla kilit tasarım prensiplerini bünyesinde barındıran farklı planlama yaklaşımları tanımlıyor. Doğru düzenleme biçiminin seçimi uygulanacak kuruluşun iş kültürü, iş gücü hareketlilik düzeyi, iş takip süreci, protokolleri ve mevcut gayrimenkul yatırımları gibi farklı etmenlere bağlı olarak değişkenlik gösteriyor.

Yüksek Performans Garantisi

Avrupa menşeili bileşenleriyle Almanya’da üretilen kapsüller; sensör aktivasyonlu ve düşük gürültülü havalandırma sisteminin yanında 35 dB üzeri akustik performansıyla kendi muadilleri arasında piyasanın zirvesinde bulunuyor.

 

Read more

İş Yerinde İnovatif Sistemler

İş Yerinde İnovatif Sistemler

Interface tarafından tasarlanan Merkez Üssü’nü konu alan blog yazımızın devamı niteliğinde olan bu yazımızda projenin sürdürülebilirlik ve inovasyon kapsamında sunduğu diğer gelişmelere değiniyoruz. Binanın inşasındaki karbon oranıyla verdiği mücadelenin yanında, Merkez Üssü projesi aynı zamanda süregelen su kullanımıyla ilgili de yeni çözüm önerileri getiriyor. Çatıda biriken yağmur sularını toplayan 15,000 galon hacmindeki yeraltı su tankı, her yıl 100,00 galon su depolama performansına sahip. İşlenebilir nitelikte olup içilmeye müsait olmayan su, sifon armatürlerine aktarılmak veya çatıdaki yeşil alanları sulamak gibi farklı işlevlerde kullanılıyor.

Geliştirdiği yeni teknolojisiyle enerji tasarrufu kapsamında sektöre önemli bir ivme kazandıran HVAC soğutulmuş kiriş sistemleri de Merkez Üssü’nde inovasyon amaçlı kullanılan sistemler arasında yer alıyor. ABD’de henüz yaygın olmayan bu sistem, yüksek sıcaklıkta nem kontrolü sağlayarak kullanıcı konforunu artırmak gibi pek çok avantaj sunuyor. İlaveten, daha az kurulum alanı gerektirdiği için yüksek tavan aralıklarına ve daha geniş depolama alanları elde etmeye olanak tanıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Integral Group bünyesindeki Integral Consulting Engineering, the Atlanta Studio yöneticilerinden Stanton Stafford, Interface ile yaptıkları işbirliğini şöyle özetliyor: ‘’ Interface ile çalışırken, yeni genel merkezlerinin kurumsal kimlik kapsamında sürdürülebilirlik alanında taşıdıkları lider çizgilerini yansıtmasını odak noktamız edindik.’’  Stafford, Interface ile ortaklaşa güttükleri çalışma prensiplerini detaylandırmaya devam ediyor: ‘’Geliştirdiğimiz çözümler çerçevesinde Interface ekibinin beklentileri ekonomik gerekçelerden fazlasını içeriyordu. Enerji ve su tüketimi analizlerini takiben, su toplama tankı ve soğutulmuş kiriş sistemleri gibi firmanın hedefleri doğrultusunda fayda sağlayacak seçimler yaptık.’’

Yeşile Geçiş

Çevre bilinci gelişmiş bir çalışma alanı yaratma prensibi çalışanlarına ve ziyaretçilerine farklı ulaşım opsiyonları sunmayı da beraberinde getiriyor. Interface yeni lokasyonunu toplu taşıma araçlarına (MARTA) oldukça yakın bir mesafede konumlandırarak, daha konforlu bir bisiklet sürme deneyimi için depolama alanları ve duş üniteleri gibi diğer imkânları da sunuyor. Çalışanlar ve ziyaretçiler de bu durumu fırsata çevirerek toplu taşımanın genel merkeze yakınlığından faydalanıyor.

İnsanların ve Gezegenin Yararına

Interface, kendi genel merkezleri ve müşterileri için tasarladığı diğer binalarda olduğu gibi, Merkez Üssü projesinde de pozitif mekânlar yaratma misyonundan ödün vermiyor. LEED Platinum sertifikası ve WELL standartlarını karşılamayı hedef edinen yeni genel merkez, sürdürülebilirlik hassasiyetini ve çalışan konforunu entegre ederek tek bünyede topluyor.

Yeşil binaların derecelendirilmesinde Dünya çapında en yaygın kullanılan sistem olan LEED;  insanların, yaşadığımız gezegenin ve ticari kuruluşların ortak yararı için, binaları kaynak verimliliği, performans yüksekliği, sağlık koşulları ve maliyet etkinliği hususlarında onaylayan bir değerlendirme mekanizması görevini üstleniyor. WELL standartları ise sağlık koşullarını daha bütüncül bir yaklaşımla ele alarak, insan sağlığı konusunda gelişmeler kaydetmek için tasarım, işleyiş ve çalışma tarzı hususlarını ehlileştirmeyi amaçlıyor.

Çeşitli zorluklarla ve kısıtlamalarla karşılaşmasına karşın, Merkez Üssü projesi yenileme kapsamında yaptığı bilinçli seçimlerle LEED ve WELL standartlarını karşılamayı başarıyor. Örneğin, toplu taşımaya yakın mesafede olmak LEED kıstaslarını desteklerken, beraberinde getirdiği gürültü problemi WELL standartları için sorun teşkil ediyor. Bu çelişkili durumun üstesinden gelmek için, Interface kalın camlarla yalıtılmış dış cephesiyle binanın akustik ihtiyaçlarına cevap veriyor.

JLL, Perkins+Will, MSTSD ve Parkside Partners gibi firmalarla yaptığı  ortaklık sonucu Interface, sürdürebilirlik ve sağlık doğrultusundaki hedeflerinde başarıya ulaşırken, aynı zamanda çalışanları ve müşterilerinin fayda sağladığı fonksiyonel bir mekan elde ediyor.

Temel İlkelere Dönüş

2015 yılında Interface, sürdürülebilirlik doğrultusundaki hedeflerini üretim fazından ileriye taşımak için konsept bazında fikirler üretmeye odaklandı. Merkez Üssü projesi ise geçmişte temelleri atılan sürdürülebilirlik ekseninde çalışanlara, partnerlere ve ziyaretçilere ithaf edilmiş bu idealin hayat bulmuş hali olarak karşımıza çıkıyor. Arka planında uzun yıllardır planlanan bir odak noktası taşıyan bu proje, Interface’in yaşadığımız gezegeni yenileme ve daha yaşanılabilir bir hayat kurgulama farkındalığının altını çiziyor.

Bu doğrultuda Interface, gelecekte de çevresel dönüşümde farklılıklar yaratmak ve faydalı bir iz bırakmak adına endüstriyel bazda sağladığı olanaklarla sürdürülebilirlik eksenindeki çalışmalarını perçinlemeye devam edeceğinin sinyallerini veriyor.

Read more

Interface Tarafından Tasarlanan Sürdürülebilirlik ve İnovasyon Üssü

Interface; yeni genel merkezlerini inşa ederken sadece kullanıcıları, tasarımcıları ve çalışanları için değil, aynı zamanda yaşadığımız gezegen için de fayda sağlamayı kendine prensip edinmiştir. Herkes için daha iyi bir gelecek sağlama düşüncesinden yola çıkarak, blog serilerimizde Interface’in global ölçekteki yeni genel merkezlerinin tasarım ve inşa anlamında sürdürülebilirliğe verdiği önceliğe odaklanıyoruz.

Şehrin İçinde Orman

Midtown, Atlanta, ABD’de konumlanan Interface’in yeni genel merkezi, şehrin bitki örtüsünü yeniden canlandırmak gayesiyle aldığı genel merkezlerde ‘yeşil’ bir cephe yaratma kararına bağlı kalıyor. Firmanın ‘Orman Misali Bir Fabrika’ metodolojisine atıfta bulunan binayı yeşil bir cepheyle sarmalama fikri, sürdürülebilirlik ve üretkenlik kapsamında yeni adımlar atmak için yerel ekosisteme ilham kaynağı oluyor.

Binanın Kuzey ve Doğu cephelerini sarmalayan geri dönüşümlü polyester örtü, beyaz renkte transparan bir orman kimliğine bürünüyor. Sonuç ürünü olarak ortaya çıkan ve biyofilik tasarımın kilit noktalarından biri olan çalışma alanlarına doğal ışık alabilme yetisi, aynı zamanda Güneş ışığından kaynaklanan ısıyı düşürerek enerji tasarrufuna katkı sağlıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

En Aza İndirge, Yeniden Kullan, Geri Dönüştür

Interface’in CEO’su Jay Gould, sürdürülebilir yapıların yeniden kullanım ve geri dönüşümle ilişkisini şu sözleriyle ifade ediyor: ‘’En iyi yapı var olan mevcut yapıdır.’’

Inerface; stratejik olarak genel merkezlerini, 1280 W. Peachtree’de konumlanan ve 1950’lerden kalan mevcut ofis binasını  restore ederek birer yeniden kullanım projesine çevirmeye karar verdi.  Günümüzde binalar oldukça ‘yeşil’ ve enerji tasarruflu inşa edilebilmesine rağmen, içerdiği karbon oranı sebebiyle hala yeni yapılanmış bir binanın çevreye verdiği negatif etkileri ortadan kaldırmak 10-80 yıl arası bir süre alıyor.

11 ay süren yenileme projesi kapsamında:

  • 46 ton beton ve 20 ton çelik olmak üzere, depolama sahasından toplanan atıkların %93’ü yeniden değerlendirildi.
  • Yeniden kullanılmaya elverişli 50 parça Atlanta’da bulunan ve kar amacı gütmeyen Bina Yaşam Döngüsü Merkezi’ne bağışlandı.

LEED sertifikasıyla uygulanan yenileme projesi sonrası Merkez Üssü’nün performans verileri, su ve enerji tasarrufu kapsamında planlananları tasdik eder nitelikteydi:

  • Yağmur sularının toplanmasıyla su kullanımında %78 oranında tasarruf edildi.
  • Yönetmeliğe uyumlu binalara kıyasla enerji kullanımında %50 oranında tasarruf edildi.

Binanın barındırdığı önemli bir özellik olarak, içerisinde bulunan geri dönüşüm ve gübreleme santralleri çalışanlara günlük alışkanlıklarının sürdürülebilirlik alanındaki misyonumuza nasıl katkı sağladığını deneyimleme imkânı sunuyor.

 

Kaynak: https://blog.interface.com/en-uk/base-camp-designed-sustainability-innovation/

Read more