biyofilik tasarım

Yeni İş. Yeni Kurallar.

Hiper-işbirliğinin ekip çalışmasını ve ‘ben’i nasıl yeniden tanımladığı üzerine…

En iyi iş yerlerinin, ekibin kolektif ihtiyaçlarını desteklerken, aynı zamanda bireylerin ihtiyaçlarını da besleyecek şekilde tasarlanması gerekiyor. ‘Yöneticinin sana ne dediğini unut!’ mottosuyla yeni iş yapma biçimlerini aktardığımız yazımızın özeti şöyle: “Takım”da bir “Ben” var.

Neden takımlar? Neden şimdi?
Hız, karmaşıklık, yapı bozumu; hayatta kalmak ve büyümek için şirketlerin her gün başa çıkması gereken şeyler bunlar. Şirketler yenilik yapmak zorundalar – ve bu da yeni bir işbirlikçi ekip türünü besleyen bir kültürü gerektiriyor. Takım halinde çalışan insanlar daha hızlı inovasyon yapar, daha iyi sonuçlar elde eder ve daha yüksek iş memnuniyeti bildirirler. Aslında, işyerinde işbirliğini teşvik eden şirketlerin yüksek performans gösterme olasılıkları beş kat daha fazla ve daha karlı bir tablo çiziyor.

Buna karşılık, takımlar her zamankinden daha hızlı hareket etme baskısı altında. En yüksek performanslı takımlarda durum farklı. İşleri hakkında çok az şey geçmişte yaptıklarını andırıyor. Bu yeni ekipler sürekli işbirliği yapıyor. Günleri, hızlı bir yineleme döngüsünde çalışan, hiç bitmeyen bir bilgi ve fikir alışverişiyle dolu. Görevleri birbirine bağımlı ve projeleri akıcı bir nitelik sergiliyor.

Peki bu yeni ekip çalışması her zaman yaptığımızdan farklı mı? Yüzme takımı ile basketbol takımı arasındaki farkı düşünün. Yüzücüler kendi şeritlerinde kalırlar, ancak basketbol oyuncuları sürekli etkileşimde bulunur ve geçiş yaparlar, kazanmak için birbirlerine güvenirler. Bugün takımların da bunu yapması gerekiyor – hızlı bir akışa sahip olmak, ekip üyeleri arasında zıplamak, birbirlerinin fikirlerini yineleyerek geliştirmek gerekiyor. İşin ilerlemesini sağlamak için herkes sorumluluk alımak ön koşul.

Yeni Bir İş Türü
Günümüzde birçok ekip, çalışmalarını yapılandırmak için tasarım düşüncesi metodolojilerini ve çevik davranışları benimsemekteler. Faaliyetlerini ve davranışlarını anlayarak, bu ekiplerin yeni şekillerde çalışmasına yardımcı olacak alanlar tasarlamak mümkün.

Tasarım Odaklı Düşünme
Yaratıcı problem çözme için bir metodoloji öneren tasarım odaklı düşünme yaklaşımı fiziksel ve bilişsel olarak aktif olmayı yapısında barındırıyor. Ekipler, atölye çalışmaları ve beyin fırtınası yapmak, duvarları ve yazı tahtalarını içerikle doldurmak ve fikirlerini paylaşmak için bir araya geliyorlar. Ekip üyeleri birlikte oturarak iletişimde kalıyorlar ve daha hızlı çalışıyorlar. Ayrıca, odaklanmak, bilgileri özümsemek ve kendi fikirlerini işlemek için gruptan çekilme anlarına ihtiyaç duyuyorlar. Yapılan işler bağlamında çalışanlar, ayakta duruyorlar, oturuyorlar, çiziyorlar, malzemeleri ve nesneleri hareket ettiriyorlar. Yapılan işi dinamik ve hızlı kılan da bu işleyişin kendisi.

Çevik
Çevik, yazılım geliştirmeden elde edilen süreç odaklı bir metot olarak hayatımıza girdi ve şimdi hız, esneklik ve müşteri odaklılığını geliştirmek için birçok endüstri tarafından kullanılmakta. Çevik ekipler, çalışmalarını hızlı bir şekilde yürütülmelerine, ilerlemenin izlenmesine ve iş akışını yeniden düzenlemelerine yardımcı olacak bir dizi faaliyet yapılandırmaktalar. Uygulamaları günlük standup toplantıları, çift tabanlı çalışmalar, sprint incelemeleri ve sprint retrospektiflerini içermekte. Bu ekipler sürekli olarak çalışma modları arasında geçiş yaparak, gerektiğinde tek başına ya da birlikte çalışmaktalar.

kaynak: https://www.steelcase.com/teams/

Read more

Tasarımda Biyomimikri Üzerine

Biyolojiden esinlenen mimari malzemeler, kendilerine pazarda her geçen gün daha geniş yer buluyor. ArchDaily’de yayınlanan bir makalede duyurulduğuna göre, tasarımcılardan ve biyologlardan oluşan bir girişim olan bioMason firması, ortam sıcaklıklarında yaşayan bir bakteri tarafından yetiştirilen bir tuğla geliştirdiğini bildirdi. Bu buluş, tuğlanın pişme aşamasının, son derece yoğun enerji gerektiren kirletici sürecini elimine ediyor. Doğayı taklit etme, ondan yola çıkarak bir ürüne ulaşma süreci gibi tanımlanabilecek olan biomimicry ile, tasarımcının kılavuzluğunda canlılarla ve doğayla uyumlu üretimler gerçekleşebilir.

Ancak Interface tasarımcısı Oakey’e göre, bir tasarımcının benzer farkındalıklara ulaşmak için bir biyolog olması gerekmez. “Biyoloji geçmişim yok; ilhamlarım kendi dış mekan deneyimlerimden geliyor” diyor Oakey. “Dışarı çıkın ve çevrenize dikkatlice bakın. Bir kez bu gözü geliştirdiyseniz, her yerde ilham göreceksiniz.”

Biyomimetik mimari programlama ve materyallerin giderek daha doğa-kökenli hale gelmesiyle birlikte, çevre dostu bir bina yaratmaya dair umut artıyor. Peki ya iç tasarım? Biyomimikri, ürün ölçeğinde neye benziyor? Nasıl var olabiliyor? Oakey, dünyanın ilk biyomimetik halı döşemesi Entropy™’yi Interface için yarattı. Benzersiz bir şey yaratmak için bir ormandaki zemin örtüsünü inceledi. Entropy, döşeme endüstrisinde devrim yarattı, çünkü ilk defa rastgele, yönsüz desenleri ve renk tonlarıyla bir halı karosu imal ediliyordu. Yönlü olmayan model aynı zamanda, sadece %1.5 kurulum atığı oluşturarak büyük tasarruflar sağladı. Başka bir deyişle, geleneksel ürün serilerinden neredeyse %50 daha az atık oluşturuyor Entropy.

Biyomimetik çılgınlığı hızla yayılacak gibi görünüyor. İklim değişikliği ve çevresel bozulma, dünyanın nihayet dikkat etmeye başladığı ciddi sorunlar. Tasarımcılar ve mimarlar bu tasarım yöntemini zamanında benimserse, kalıcı ve etkili bir değişim yaratma konusunda gerçek bir şans var olabilir. Biyomimikri içinde hala yenilikçiliğe de yer var. Doğada var olanla, çağdaş oluşumların bir araya gelmesiyle insanoğlu sonunda, varlığını çevresine saygı duyabildiği bir algoritmada yaşatabilir.

Read more

Londra Biyofilik Rehberi

Interface’in “Güzel Düşünme” projesi kapsamında hazırladığı Londra Biyofilik Rehberi’ne daha yakından bakıyoruz.

Bu rehber ile şehre özgü ve doğadan ilham alan projeleri keşfetmeye başlayabilirsiniz. Başkentte bulunan biyofilik tasarım yaklaşımlarını vurgulayan rehber, doğadan ilham alan tasarımları örnekleyen çeşitli binaları ve açık alanları bir arada gösteriyor. Küçük şehir parklarından ofislere, mağazalardan otellere doğru uzanan bu keşif rotası size rahatlama ve enerjinizi yenileme fırsatı veriyor.

Rehberde yer alan 22 nokta RIBA Journal okuyucuları tarafından seçildi ve rehber biyofilik tasarım uzmanı Oliver Heath, Open City yöneticisi Rory Olcayto ve Interface küratörlüğünde hazırlandı.

Londra Biyofilik Rehberi‘ni buradan indirebilirsiniz.

Read more

SelgasCano Richard Rogers’ın Eski Ofisini Yeni bir Çalışma Alanına Dönüştürdü

İspnayol mimarlık ofisi SelgasCano daha önceden Richard Rogers’ın ofis olarak kullandığı ve 1960’ların ünlü filmi Blowup çekildiği binayı SecondHome firması için bitkilerle dolu yeni bir çalışma alanına dönüştürdü.

Burası SelgasCano’nun Londra merkezli firma SecondHome için tasarladığı üçüncü proje oldu. Proje girişimciler ve yaratıcı topluluklar için verimli bir çalışma ortamı sağlıyor.

Özel bir geçmişe sahip olan bina, SelgasCano tarafından özenle restore edildi. Önemli detayları korunan binanın çatı katında eski işlevini hatırlatan bir fotoğraf stüdyosu da bulunuyor. Yeni çalışma alanları yaklaşık 600 metrekarelik bir alana yayılıyor. Yapı içerisindeki stüdyolar küçük gruplara ve maksimum 8 kişinin bir arada çalışacağı bir düzene göre tasarlandı.

Yapının içinde 35 ağaç ve birçok küçük bitki yer alıyor. Cam duvarlar özel ofisleri birbirinden ayırıyor ve toplantı salonları zemin katta yer alıyor.

Kaynak: dezeen

Read more

Bir Sürdürülebilir Tasarım Prototipi: Ulusal Singapur Üniversitesi S4DE Binası

Serie Architects ve Multiply Architects birlikte tasarladığı Singapur Üniversitesi S4DE (The School of Design & Environment 4) binası sıfır-enerji tüketen bir yapı. S4DE binası Singapur’daki sıfır-enerji yapılarının ilk örneklerinden.

S4DE binası 1500 metrekareden fazla alana yayılıyor ve içinde stüdyo, atölye, araştırma merkezi, kafe ve kütüphane gibi birimleri barındırıyor. Londra merkezli mimarlık ofisleri Serie Architects ve Multiply Architects tarafından tasarlanan yapı, 2013’te kazanılan bir yarışma sonrasında projelendirildi. 6 katlı ve çok işlevli olan yapı yarışmanın ardından Singapur hükümetiyle ortak yürütülen bir sürec içinde planlandı. Binanın yeşil tasarımı kullancılarını tasarıma, sürdürülebilirliğe ve eğitime teşvik etmeyi hedefliyor.

Projenin esnek tasarımı dış ortamla doğal bir ilişki kurulmasını sağlıyor. Projenin tasarımcıları, kapalı alanları ve geniş terasları birlikte kurguluyor. Merdivenler ve koridorlar doğanın içinde akışkan bir hareket yaratıyor.

Kaynak: dezeen

Read more

Güzel Düşünme: Londra Projesi

Biyofili insanları doğaya yaklaştıran, onların üretkenliklerini arttıran ve iyi hissettiren mekanları tasarlanma disiplinidir. Interface ise mimarlara ve tasarımcılara farklı düşünmeleri, tasarımlarında doğanın gücünü ve biyofilik tasarım kurallarını uygulaması konusunda ilham vermeyi amaçlamaktadır.

Interface, biyofilik tasarımının pozitif etkilerini öne çıkararak dünyayı değiştirecek bir düşünce tarzını birçok insana göstermeyi planlamaktadır – güzel düşünme.

Interface dünyayı güzel düşünce ile değiştirme çalışmasına ilk olarak Londra’dan başlamıştır.

İngiltere’nin başkenti olan Londra’nın en ilham verici biyofilik noktalarını keşfetmek için hazırlanan rehbere aşağıdaki link üzerinden ulaşabilirsiniz.

Londra Biyofilik Rehberi‘ni indirmek için tıklayın.

 

 

Read more

İnsan Doğası-Ofisiniz İçin Elle Ahşap Seçimi Yapan Kişiyle Tanışın

Mark Schild, Steelcase ürünlerinde kullanılan ahşabın malzeme kalitesini ve niteliklerini anlamamız için bize kısa açıklamalarda bulundu. Mark, Steelcase mobilyalarında kullanılan ahşabın seçiminden ve satın almasından sorumlu. Bu sene Steelcase ürünlerinde kullanılan ahşabın yaklaşık %85’i Mark tarafından milyonlarca metrekare arasından seçildi. Kendisi, ürün standartları konusunda uzman ve kullanıcının ne talep ettiğini ne istediğini çok iyi biliyor. Mark için bu bir aile işi. Michigan, Kentwood’daki Steelcase ahşap tesisinde çalışan beş aile üyesinden biri olan Mark ahşaba olan ilgisini şöyle anlatıyor:

“Ahşabı seviyorum. Ahşap tam olarak doğanın bir parçası ve bana çok daha sıcak geliyor. Malzemenin doğal olup olmadığını anlamanız için sadece tırnağınızla bile ona dokunabilirsiniz. Küçük bir test yeterli.”

 

 

 Ahşabı nasıl seçiyorsunuz?

Ormandan ofise uzanan süreçte ahşabın seçimi daima zor ve karmaşık bir iş olmuştur. Ormancı ağaçları keser ve yere hizalar. Daha sonrasında kamyona yüklenen ağaçlar işlenmek üzere atölyeye getirilir ve Mark sürece burada dahil olur. Ağaçların renklerine ve dokularına bakarak onların karakterlerini analiz eder. Çevredeki değişkenlerden etkilenmeden ahşabın doğasını keşfetmek en zor işlerden biridir. Bu süreçte Mark ile birlikte çalışan arkadaşları ahşabın en doğal halini yansıtmak için özel bir kamera ve ışık kaynağı kullanırlar.

Bugünün ahşap trendi nedir?

Mark’a göre bugünün trendi temiz, modern ve açık renkli ahşaplar. 15 sene öncesinde ise koyu ceviz ve kiraz renkleri tercih ediliyordu. İnsanlar artık ahşabın doğal rengini ve onun bütün güzelliğini görmek istiyorlar. Mark’ın işini zorlaştıran ve bir yandan da zevkli kılan kısım bu. Mark bazen müşterilerle birebir olarak iletişime geçiyor ve onların en doğru rengi bulması için onlara yardımcı oluyor.

Beyaz meşe renginin bu sıralar en çok tercih edilen renk olduğunu belirten Mark, bu tür ahşabın sadece ofislerde değil birçok mekanda tercih edildiğini de ekliyor.

Ahşap seçiminde ilişkiler neden önemlidir?

Kalite standartlarına uygun ahşap seçme işi Orman İdare Kurulu ile Steelcase arasında öenmli bağlantıları gerektiriyor. Mark da müşterilerine en kaliteli ürünü sunabilmek için bu ilişkilerin önemine ve güvenlirliğine odaklanıyor ve sözlerini şöyle noktalıyor.

“Müşteriler giderek ne istediğini daha iyi biliyor. Kendileri için en kaliteli ve en özel olanı talep ediyorlar. Ve biz müşterilerimizin beklentilerini karşılıyorsak, hepsi buna değer.”

 

 

 

Read more

Doğadan Tasarım: Biyofilik Tasarım Pratiği – II

Birçok başarılı biyofilik tasarım örneği doğanın niteliklerinden ve özelliklerini kopyalamadan ilham alır. Biyofilik tasarım pratiği, tasarımın içerisindeki farklı stratejilerin doğayla uyumlu olarak yapılı çevreye uygulanmasını içerir.

Doğadan Tasarım: Biyofilik Tasarım Pratiği yazı dizimizin ikinci bölümünde doğayı inşa ettiğimiz yapılı çevrelerde yaşamanın yollarını üç farklı başlık altında inceleyeceğiz. Bu üç farklı başlık altında topladığımız biyofilik tasarıma ait 24 özellik ile mimarlık ve doğanın buluştuğu noktalara daha yakından bakacağız.

DOĞANIN DOĞRUDAN DENEYİMİ

  • Işık
  • Hava
  • Su
  • Bitkiler
  • Hayvanlar
  • Doğa Manzaraları ve Ekosistemler
  • Hava
  • Ateş

DOĞANIN DOLAYLI DENEYİMİ

  • Doğanın Görüntüleri
  • Doğal Malzemeler
  • Doğal Renkler
  • Doğal Işık ve Havayı Taklit Etmek
  • Doğal Şekiller ve Formlar
  • Doğayı Uyarmak
  • Bilgi Zenginliği
  • Zaman, Yaş ve Değişim
  • Doğal Geometriler
  • Biyomimikri

YER ve MEKAN DENEYİMİ

  • Manzara ve Dinlenme
  • Organize Karmaşıklık
  • Parça-Bütün Entegrasyonu
  • Geçiş Mekanları
  • Hareketlilik ve Yönlendirme
  • Kültürel ve ekolojik Yerleştirmeler

 

Read more

Doğadan Tasarım: Biyofilik Tasarım Pratiği – I

Biyofilik tasarımın zorluğu, çağdaş yapı, peyzaj ve iç mimarinin mevcut eksikliklerini yapılı çevrede doğanın yararlı deneyimi için yeni bir çerçeve başlatarak ele almaktır. Biyofilik tasarım, bir biyolojik organizma olarak insanlara, modern yapılarda ve konstrüksiyonlarda sağlığı, zindeliği ve esenliği arttıran iyi bir habitat oluşturmakla ilgilidir. Doğadan Tasarım: Biyofilik Tasarım Pratiği yazı dizimizin ilk halkasında başarılı bir biyofilik tasarımın gerekliliklerini ele alacağız.

Başarılı bir biyofilik tasarım uygulaması, devamlı olarak birtakım temel hedef ve ilkelere bağlı olmayı gerektirir. Bu ilkeler etkili bir biyofilik tasarım pratiğinin temel şartlarını temsil eder:

  1. Biyofilik tasarım doğa ile tekrar eden ve sürdürülebilir bir bağlılıkta olmalıdır.
  2. Biyofilik tasarım, insanlığın doğal dünyaya adaptasyonuna odaklanır ve evrimsel zaman içinde insanların sağlıklarını ve zindeliğini geliştirir.
  3. Biyofilik tasarım belirli ortamlara ve mekanlara olan duygusal bağı vurgular.
  4. Biyofilik tasarım, insanları ve doğayı içerecek şekilde topluluk anlayışımızı genişleten, insanlar ve doğa arasındaki pozitif etkileşimi teşvik eder.
  5. Biyofilik tasarım ekolojik olarak bağlı, karşılıklı güçlendirici ve entegre tasarım çözümlerini teşvik eder.
Read more